|
Borularla Avrupa
Birliği...
Yeni hükümet ve yeni enerji bakanı ile enerji politikalarında
nasıl bir perspektif ortaya konacağı henüz netlik kazanmış değil.
Başlayıp yürüyen projelerle birlikte, bitmek üzere olan; ancak
eleştirilen projeler için kamuoyunun tam olarak aydınlatılmadığı
biliniyor. Öncelikle üzerinde spekülasyonlar dolaşan projeler
hakkında bir açıklama, bir yaklaşım sergilenmesi gerekir.
11–12–13 Aralık 2002 tarihleri arasında, İstanbul’da Çırağan
Otel’de yapılacak olan II. Türkiye Enerji Forumu Konferansı’nda,
hükümetin enerji politikaları hakkında ipuçları elde edeceğimizi
sanıyorum. Yurtiçinden ve yurtdışından çok sayıda yetkin ve uzman
kişinin katılacağı konferansta, Türkiye’nin Doğu–Batı Enerji
Koridoru olma yolunda aldığı mesafeyi ve bunun yansımalarını
görebileceğiz.
Mavi Akım, Bakü–Ceyhan, Türkmen doğalgazı, Kazakistan’daki petrol
ve doğalgaz kaynaklarının dünyaya ulaştırılması hususları,
boğazların enerji nakli için tehlikeli bir geçiş yolu olduğu, enerji
sektörünün geleceği, savunma sanayii ve ulaşım sektöründe enerji
kullanımı, enerji politikalarının tahlili, petrol, doğalgaz ve
elektrik piyasasının geleceği, konferansın önemli gündem
maddelerinden olacak.
Yeni enerji bakanının da başta Mavi Akım Doğalgaz Boru Hattı
olmak üzere tartışmaya sebep olan projelere yönelik olarak gündeme
getirilen hususlara bazı açıklıklar getirmesi ve kamuoyunda enerji
yatırımlarında bir konsensüs sağlanması yolunda önemli adım atması
bekleniyor.
Mavi Akım anlaşmasında bir yanlış var mı? İki ülke arasındaki
anlaşma detayları ele alındığında bir rehabilitasyon ihtiyacı ortaya
çıkıyor mu? Değişik ülkelerle yapılan doğalgaz anlaşmalarıyla Rusya
ile yapılan kıyaslandığında nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
Diğer bir husus, son günlerde suikastla gündeme gelen
Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sapar Murat Türkmenbaşı’nın iddia ettiği
gibi, Türkiye’ye ucuz gaz vermesi söz konusu mu?
Türkiye–Türkmenistan arasındaki gaz alım sözleşmesinin hayata
geçirilmemesinde hangi taraf kusurlu?
Öte yandan seçimlere kısa süre kala doğalgazda indirim yapılması
gündeme geldi. Rusya ve İran’ın Türkiye’ye sattıkları doğalgazda
indirim yapmalarının arka planı da tam olarak bilinmiyor.
Bu bilinmezlerle birlikte BOTAŞ bürokratları çok önemli projeleri
yurtdışında anlatarak, Türkiye’nin doğalgazda önemli bir geçiş
ülkesi olması için ciddi çaba sarf ederek bazı önemli anlaşmalara
imza attılar. Türkiye–Yunanistan–İtalya üzerinden Türkiye’nin Avrupa
Doğalgaz Şebekesi’ne bağlanması hususu, Avrupa’nın gelecekte güvenli
enerji temini için en uygun güzergah olduğu çeşitli referans
kuruluşları tarafından da gündeme getirildi.
Ancak, Türkiye’de halen daha yıllık doğalgaz tüketimi, komşu
ülkelerle yapılan gaz anlaşmalarında uzun perspektifli bakışlar
noktasında eksiklikler yaşanıyor. Bazılarına göre enerji geçiş
ülkesi olmamız hayal olarak görülüyor, bazılarına göre ise doğalgaz
pahalı bir enerji kaynağı olması sebebiyle bu yöndeki yatırımlar
sabote edilmeye çalışılıyor.
Ortaya çıkan manzarada her iki iddianın sahiplerinin haklı olması
ise, Türkiye’nin iyi strateji belirlemesinin önünü kesiyor. Bazı
işadamlarına çok iyi imkanlarla doğalgaz dönüşüm santralları
kurdurulurken, bazı ülkelerden alınan doğalgaz anlaşmalarının
detaylarında da Anadolu’yu gözeten hususlar yok.
Türkiye doğalgazda bir geçiş ülkesi olacaksa, bu hangi
avantajlarla olacak. Sadece borularla Avrupa Birliği’ne gaz satan ya
da sevk eden bir ülke mi olacak? Yoksa, tüccar mı? İran, Azerbaycan,
Rusya, Türkmenistan gazlarını toplayıp satan mı? Yoksa gazını satan
ülkelere geçiş sağlayan mı olacak?
Kısa sürede bu hususların aydınlığa kavuşması gerekiyor.
10.12.2002
|