ENERJİ VE T ABİİ KAYNAKLAR BAKANI
                   SAYIN ZEKİ ÇAKAN'IN
       TÜRKİYE ENERJİ FORUMU TOPLANTISI
                 AÇILIŞ KONUŞMASI
 
            (27 KASIM 2001 İST ANBUL)
 

    Sayın Vali,
    Saygıdeğer Bakanım,
    Değerli konuklar

    Ülkemizdeki yaşanan enerji sıkıntılarını ve bugün enerjide olduğumuz konumu, sizlerin katılımını da sağlayabilmek amacıyla, açık, şeffaf ve net bir şekilde sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu forumun düzenlemesinde emeği geçen bütün kişi ve kuruluşları huzurlarınızda kutluyorum.

    1970'li yıllardan son ekonomik krizin yaşandığı 200 1 yılına kadar , elektrik enerjisi talep artışı % 8 -9 civarında gerçekleşmiştir . Bu artışa karşılık, 1982-1992 yılları arasında her yıl
% 12-13 ' lere varan seviyede artan elektrik sektörü üretim yatırımları 1992-96 yılları arasında
% 3.5-4 seviyelerinde gerçekleşmiştir. 1996-2001 dönemine baktığımızda üretim yatırımlarındaki artışımızın yılda % 6.5- 7 seviyelerine çıktığını ama tüketimdeki artışın yılda % 8-9 olarak devam ettiğini görmekteyiz.

    Ancak, 2001 yılında karşı karşıya kaldığımız ekonomik kriz, yılda ortalama % 8-9 civarında gerçekleşen enerji talep artışının düşmesine neden olmuştur. Ekonomik kriz olmasaydı, yani önceki yıllarda olduğu gibi % 8-9 tüketim artışı gerçekleşmiş olsaydı 200 1 yılında talebimiz 139.7 milyar kWh olacaktı. Bu talebe karşılık, barajlarımıza uzun yıllar ortalamasına göre bu yıl gelmesi gereken suyun % 80'ni gelmiş olsaydı, yani kuraklık olmasaydı üretilecek enerji 136.3 milyar kWh olacaktı. Bu durumda dahi 3.4 milyar kWh 'lik bir enerji kısıtlamasına gidilecekti.

    Bu yıl yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz nedeniyle elektrik enerjisi talebimizin 127 milyar kWh civarında .gerçekleşmesi beklenmektedir .

    Böylece, 2001 yılı ilk tahmini olan 139. 7 milyar kWh'e göre gerçekleşecek tüketim azalmasının yıl sonu itibariyle 12. 7 milyar kWh civarında olması beklenmektedir .Bu da elektrik talebinin ilk tahmine göre % 9 seviyesinde küçüldüğünü göstermektedir. Son aylarda tüketimde hafif bir kımıldama gözlenmekte olup, bunun devam etmesi durumunda yıl sonunu 2000 yılına göre artışla kapatma' durumunda olabileceğiz.

    Hidroelektrik santrallerimizden 2000 yılında 31 milyar kWh elektrik enerjisi elde edilmişken, bu yıl kuraklıktan dolayı yıl sonu itibariyle ancak 21 milyar kWh elektrik enerjisi üreteceğimizi tahmin ediyoruz. Bu durumda 200 1 yılı sonu itibariyle, yurt dışından yapılacak ithalat dahil Türkiye genelinde tüketime sunulacak enerji 127 milyar kWh civarında olacaktır. Tabii ki bu Foruma katılan ve sektörle çok yakından ilgilenmekte olan değerli konukların bu rakamları verdiğimde içinde bulunduğumuz durumu çok daha iyi değerlendireceğini biliyorum.

    Daha önce de belirttiğim gibi 200 1 yılında 139 .7 milyar kWh olarak programlanan elektrik enerjisi talebine karşılık arz imkanımızın 127 milyar kWh olabileceği göz önüne alındığında açığımız 12.7 milyar kWh olacaktı.

    Bu açığın kapatılabilmesi için bütün yıl boyunca günde 16 saat,  sabah saat 08.00'den 24.00'e kadar 4'er saatlik dilimler halinde bütün Türkiye'de elektrik kesintisi yapılması kaçınılmaz olacaktı. Bu durumda 200 1 yılı içinde yaşanan kuraklık sonucu barajlarımızdaki su seviyeleri önem arz etmektedir. 24 Kasım 200 1 tarihi itibariyle Atatürk Barajı'nda baraj su seviyesi
526.1 m.dir. Ancak Atatürk Barajının teknik olarak düşebileceği minimum su seviyesi 526 m.dir. Y ani Atatürk Barajı'nda şu anda ülkenin kullanabileceği su seviyesi 10 santimetredir. Barajın üst seviyesi 542 rn olduğuna göre Atatürk Barajı su seviyesinde 15.9 m.lik bir düşüş söz konusudur.
 

    Karakaya Barajı'na baktığımızda ise baraj su seviyesi 675.19 m.dir. Burada minimum seviye 675 m.dir. Karakaya Barajında kullanılabilecek su, yani enerjiye dönüştürülebilecek su, miktarı 24 Kasım itibariyle 19 cm.dir. Karakaya Barajı su seviyesinde 17 .8 m.lik bir düşüş söz konusudur .
Keban Barajı 'na gelecek olursak, barajdaki su seviyesi 82 1 .20 m.dir. Keban Barajı'nda 1 metre 20 santimlik suyumuz kalmıştır. Barajın üst seviyesi 845 rn. olduğuna göre Keban Barajında
23.8 m.lik bir düşüş söz konusudur.

    Özet olarak, Atatürk ve Karakaya Barajlarında minimum su seviyelerine gelinmiş bulunmaktadır. Atatürk ve Karakaya Barajı hidroelektrik santrallerindeki üretim miktarı Keban ' da yapılacak üretime bağlı olarak bırakılan suya göre gerçekleşmektedir. Su gelirlerinin bu düzeyde devam etmesi halinde ve Aralık ayı içinde devreye girmesi beklenen 1540 MW kurulu gücündeki Gebze ile 770 MW kurulu gücündeki Adapazarı doğalgaz santrallerinin gecikmesi durumunda, talepteki düşüşe rağmen elektrik enerjisi açığı ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olacaktır.

    Şimdi sizlere ve televizyonlarımız aracılığı ile ülkemizdeki bütün vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum;

    Bu santrallerin temelini atanlara teşekkür etmemiz minnettar olmamız gerekmez mi? . İşte onların içinden biri de şu anda burada bulunan Sayın Cumhur Ersümer'dir . Ben kendisine huzurlarınızda ülkem adına teşekkür ediyorum.

    Normalde bu santrallerimiz Mayıs 2002'de devreye alınacaktı. Ancak, içinde bulunduğumuz kriz nedeniyle özellikle Gebze santralının 770 MW'lık bölümünün daha önce devreye alınabilmesi için gereken tüm çaba gösterilmiştir .

    Eğer o yatırımlar yapılmamış olsaydı bugün ülkemizde en az 4 saatlik bir enerji kısıtlamasına gidecektik.
 

    Bugün ülkemizde günlük elektrik enerjisi tüketim seviyesi 350- 360 milyon kWh mertebesindedir. Ancak, kış şartları nedeniyle bu miktar 380-390 milyon kWh seviyesine çıkmaktadır. Bu nedenle bu tüketimin karşılanmasında zaman zaman zorluklarla karşılaşılmaktadır. Sistemimizin bu olumsuz koşulları, Gebze ve Adapazarı santrallerinin istikrarlı bir üretime kavuşuncaya ve barajlara su gelişinin başlayacağı 2002 Mart ayı başına kadar devam edecektir . Önümüzdeki bu dönemde, tüketimin karşılanamayacağı günlerde yaklaşık 20 milyon kWh ve saat 08.00-24.00 arasında olmak üzere 3 ' er saatlik dilimler halinde kesinti yapılması gündeme gelebilecektir.

    Ancak bütün bu olumsuzluklar dikkate alınarak, özellikle Termik Santrallerimiz çalışabilecekleri maksimum seviyeye çıkarılmış, bu tesisler dünya ortalamasının üzerinde çalışmaktadır . Halen bu santrallerin kapasiteleri % 80'lere çıkmış, hatta 30 -40 yıllık bir santralimiz % 94 kapasite ile çalışmaktadır.

    Bilindiği üzere Afşin-Elbistan, Kangal, Orhaneli, Seyitömer, Tunçbilek ve Yatağan Santrallerimizin ana yakıtları linyit kömürüdür . İçinde bulunduğumuz sıkıntılı durum gözönünde bulundurularak alınan önlemler neticesinde bu tesislerden Afşin- Elbistan % 66, Kangal % 59, Orhaneli % 76, Seyitömer % 86, Tunçbilek % 55 ve Yatağan % 70 kapasite kullanım faktörü ile çalıştırılmaktadır .Ancak içinde bulunduğumuz dönemi en az zararla atlatabilmek amacıyla, tüm yetkililerden gereken tüm önlemlerin alınarak bu oranların en az 5 puan daha arttırılması gerektiğini ifade ettim ve böylece bahsettiğim santrallerin şu anda ortalama kapasiteleri % 73. 76'ya ulaşmıştır. Şunuda açıklıkla ifade edeyimki termik santrallerin dünya ortalaması % 70'dİr.
Taşkömürü ile çalışan Çatalağzı Santralında % 64 olan kapasite faktörü % 69'a çıkmıştır.
Ambarlı Doğalgaz ve Bursa Doğalgaz Santralleri % 81 kapasite ile Ambarlı Fuel-Oil, Hopa ve Aliağa Santralleri % 70.5 kapasite ile Jeotermal Santralımız ise % 73 kapasite ile çalışmaktadır.
 

    Vermiş olduğum bu bilgilerden de açıkça görülmektedir ki hiç kirnse içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumun, santrallerirnizin kapasitelerinin dünya standartlarının çok altında olduğundan veya bürokratların görevlerini yeterince yerine getirmediğinden kaynaklandığını söyleyemez.
Ancak, bugünden gereken tedbirler alınmazsa 2006 yılında aynı sıkıntıyı yaşamamız kaçınılmaz olabilecektir. 2002-2006 dönemi içerisinde devreye alınmasını planlamış olduğumuz üretim tesislerinin zarnanında devreye alınmaları halinde üretimimiz talebi karşılayabilecek seviyede olacaktır .Ancak, ekonominin olumlu yönde beklenenin üzerinde gelişmesi durumunda bu enerjiyi üreterneyeceğimizi açıklıkla ifade ediyorum.

    Yapılan planlama çalışmalarına göre, 2002 yılında termik 417 5 MW , hidroelektrik 780 MW olmak üzere toplam 4955 MW devreye girecektir. 2003 yılında termik 970 MW , hidroelektrik 85 MW olmak üzere toplam 1055 MW devreye girecektir.

    2004 yılında termik 3230 MW, hidrolik 473 MW olmak üzere toplam 3703 MW; 2005 yılında ise termik 1200 MW, hidrolik 801 MW olmak üzere toplam 200 1 MW devreye girecektir .
Biraz önce söyledim bu günden tedbir alınmazsa aynı sıkıntıyı 2006 yılında mutlaka çekeceğiz. 2006 yılında 817 MW devreye girecektir. Çünkü bu tesislerin tamamı inşa halinde veya yatırım kararı verilmiş tesislerdir .Bugünden yeni tesislerin yatırımlarına karar vermezsek, 2006 yılından itibaren yeniden sıkıntılarla karşılaşrnarnız kaçınılrnaz olacaktır.

    Türkiye enerji planlaması sonuçlarına göre devreye girecek olan türn santralleri size biraz önce belirtmeye çalıştım. Şimdi bu yatırırnların yapılmasını sağlayan benden önce görev yapan Sayın Bakanırna, ondan önceki diğer Bakanlara ve bu kararları alan siyasi otoritelere ve siyasi partilerin Genel Başkanlarına, Türkiye Curnhuriyeti'nin Enerji Bakanı olarak huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorurn.
 
    Şayet benden önceki Saym Bakanlar ve siyasi otorite bu kararları almamış olsaydı açık net ifade ile söylüyorum, bugün ülkemizde 4-5 saatlik enerji kısıtlamasına gidilmesi kaçınılmaz olacaktı. Bugün mevcut 279 üretim tesisinin toplam kurulu güç kapasitesi 28 246 MW termik kurulu gücümüz 16 561 MW , hidrolik kurulu gücümüz 11 666 MW, rüzgar kurulu gücümüz ise
19 MW' tır.

    Netice itibariyle biraz önce söylemiş olduğum rakamlar çerçevesinde bugün enerjiyi, bıçak sırtında üretip tüketiciye ulaştırmaya çalışıyoruz.

    Ülkemizdeki kişi başına elektrik enerjisi tüketimi 2000 yılımda 1964 kWh olup, bu değer 2001 yılında krizden dolayı 1937 kWh'e düşmüştür. Avrupa Birliği 1999 yılı ortalaması kişi başına 5848 kWh, OECD ortalaması ise 7227 kWh'dir.

    Üretimden bu .kadar bahsettikten sonra müsaade ederseniz dağıtıma gelmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, elektrik dağıtım hizmetleri TEDAŞ Genel Müdürlüğümüz aracılığı ile yapılmaktadır .TEDAŞ 64 Elektrik Dağıtım Müessesesi ve 7 Bağlı Ortaklığında görev yapan toplam 34 880 personelle hizmet veren bir kuruluştur.

    Bu gün TEDAŞ'ın kayıp kaçak ortalaması % 23.5'tur. Kayıp kaçağı en yüksek il % 72. 7 ile Mardin'dir. Kayıp kaçağı en düşük il % 4.6 ile Bilecik'tir .Kayıp kaçaklarla ilgili diğer rakamlara baktığımızda 2001 yılında kayıp kaçak ortalaması % 2 1.6 kabul edilebilir .
Teknik olarak kabul edilebilir kayıp oranımız, % 7'dir. Dünya standartları % 5 veya % 6'dır. 400 Voltu kimse bilmez ama 380 Voltu hepimiz biliriz. İşte aradaki 20 volt, % 5 ' lik teknik kayıptır .Trafo çıkışı 231 ' dir , ama o rakamı hiç birimiz bilmeyiz, 220 voltu hepimiz biliriz, işte o 11 Volt % 5'lik teknik kayıptır. Yani % 5 değil % 7 teknik kaybı çıkardığımız zaman, 2000 yılındaki kayıp düşüldüğünde kaçak % 14. 6 dır.

    Bu sektörde 10 milyar dolarlık bir hacim var. Bu hacmin 1.5 milyar doları kaçak yani her yıl 1.5 milyar dolar kaybımız oluyor .

    Eğer biz mücadelemizi iyi sürdürürsek bu 1.5 milyar doları kazanmamız mümkündür.
2001 Yılı ilk altı ayına baktığımızda kayıp kaçak oranı % 25. 44 iken 2001 yılı 9 aylık ortalaması % 23.55'e düşmüştür. Yani üç ay içerisinde % 1.91 iyileştirme sağlanmıştır .
Son üç ay değerlendirildiğinde kayıp kaçak ortalaması % 19. 76 yine son üç ay kabul edilebilir kayıp % 7 düştüğünde, kaçak oranı % 12. 76'ya düşmüştür. Bu konuda gerek Bakanlığımız gerekse ilgili Genel Müdürlüklerimizce gereken mücadele yapılmaktadır . Mevcut elektrik borçlarını ödemekte zorluk çeken bütün kamu kurum kuruluşlarına, belediyelere ve diğer abonelere TEDAŞ Müessese Müdürlerine verilen talimat gereği, borçlarını taksitle ödeme kolaylığı getirilmiştir .Yaşanan ekonomik krizden dolayı abonelerin tamamına her türlü kolaylığın sağlanmasına özen gösterilmektedir.

    2001 yılı ilk 1 0 ayı içinde 4,3 katrilyon lira tahakkuk yapılmıştır . Bu tahakkukun 3,8 katrilyon lirası tahsil edilmiştir. Tahsilatın tahakkuka oranı % 88'dir Ocak ayında 306 trilyon lira olan nakit girişi, % 105.35 artışla yani 323 trilyon lira artışla Ekim ayında 629 trilyon liraya yükselmiştir. Tarifelerde Ocak ayına göre % 94.68'lik artış dikkate alınırsa net artışımız % 1O.67'dir.
2001 Nisan-Ekim ayları arasında da % 1O7.10'luk yani 355.6 trilyon liralık nakit artışa karşılık % 31.3'lük bir tarife artışı olmuştur. Y ani % 76.8'lik, 231.3 trilyon liralık net nakit girdisi sağlanmış. Tarifelere baktığımız zaman Ocak 2001 ayında 49 bin 208 lira 74 kuruş olan ortalama elektrik satış tarifesi, Ekim ayında 95 bin 800 lira 83 kuruş olmuştur. Dolar bazında bakıldığında; başlangıçta dolar kuru 623 bin 419 lira İken elektrik satış fiyatımız 7.3 cent, dolar 1 milyon 491 bin 934 TL iken , kWh satış tarifemiz 6.5 cent civarındadır. Yani elektrik satış tarifesi 7.3 cent'ten 6.5 cent'e düşmüştür.

    Ortalama enerji ücreti, ortalama enerji diyorum çünkü bizim bir çok tarifemiz var, Türk Lirası bazında % 95'lik bi artış göstermiştir. Bütün bunlara rağmen TEDAŞ'ın  aboneleriden yaklaşık 1.5 katrilyon lira alacağı vardır. Bugün itibariyle çeşitli kategorilerde 22 milyon abonemiz bulunmaktadır .TEDAŞ tarafından kayıp kaçak oranlarının düşürülmesi, tahsilat oranlarının artırılması için yeniden yapılanma dahil her türlü önlem alınıp tam bir mücadeleye girilmiştir. Burada adaleti sağlamak mecburiyetindeyiz. Bir fabrika enerji parasını ödüyorsa o fabrika üretimine girdi olarak maliyetine bunu yansıtacak diğer bir fabrika enerji parasını ödemiyorsa maliyetine yansıtmayacaktır.

    Bu durumda, adalet sağlanmadığı gibi rekabet etme imkanı da bulunmayacaktır. Dolayısıyla bu rekabeti adaletli bir ortamda sağlayabilmek için herkesin, sanayinin, abonenin kısaca enerji alan her kesimin enerji ücretini mutlaka ödemesi gerekir. Bu en azından vatandaşlık görevidir.

    Değerli konuklar ,

    Bazı kararlar almak kolay değil. Siyasi otorite olarak başta Sayın Başbakanım ve özellikle Genel Başkanım Sayın Mesut Yılmaz'a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bir milyon abonenin şu anda elektriği kesik. Ülkemizde halen yaklaşık 5 milyon kişi karanlıktadır . Buna rağmen ne siyasi otorite tarafından şahsıma, ne de tarafımca herhangi bir Müessese Müdürüne borcunu ödemeyen bir tek aboneye imtiyazlı olarak enerji verilmesi hususunda herhangi bir talimat verilmemiştir .Siyasi olarak bu kararı almak o kadar kolay değildir . Ama biz siyasette doğruları yapmaya, doğruları kamuoyu ile paylaşmaya açık şeffaf ve katılımı sağlayarak ülke yönetiminde bulunmaya kararlıyız. Başta Genel Başkanım olmak üzere gerek ben, gerekse partim, başlangıçtan bu yana bunu hep böyle yapmıştır .Ama zaman zaman da çok büyük hücumlara uğramıştır.

    Eğer bu gün, Mavi Akım projesi ile İran doğal gazı ile ilgili alınan kararlar olmasaydı, parti menfaatine değil, ülke menfaatine hareket edilerek o projelere imza atılmamış olsaydı, ülkenin ihtiyacı olan enerjiyi nasıl sağlayabilecektik ?

    1540 MW kurulu gücünde ve yıllık üretim kapasitesi 12,3 milyar kWh olan bir doğalgaz santralının kullanacağı yakıt 2.2 milyar rn3 civarındadır. Bu yakıt nasıl temin edilebilecekti?
 

    Kısaca baktığımızda Adapazarı Doğal Gaz Santralının doğalgaz ihtiyacı 1 , 1 milyar rn3, Ankara Doğal Gaz Santralının 1 .1 milyar rn3 ve İzmit Doğal Gaz Santralının 2.2 milyar rn3. Bu tesisler doğalgaz kullanacak ve ülkeye elektrik enerjisi sağlayacaktır. Eğer o doğalgaz anlaşmaları yapılmamış olsaydı ülkede enerji üretmek ve tüketiciye sunmak mümkün müydü? .Değildi.

    İçinizde bir çok sanayici var. Devamlı ve ucuz enerji olduğu anda her biriniz üretiminizi, istihdamınızı, ihracatınızı, hatta ithalatınızı yaparak zamanında üretime geçerek ülke ekonomisine katkıda bulunuyorsunuz. İthalatınızı yaparak dedim, bilerek söyledim. Hammadde ithal ediyorsunuz, enerji olmazsa nasıl işleyeceksiniz? Dolayısıyla en ucuz enerji var olan enerjidir.

    Bu gün dünya devletlerinin tamamı belirli ölçüde enerji mücadelesi veriyorlar. Hazar bölgesi en değerli enerji kaynaklarının olduğu bölgedir .0 bölge üzerinde, dünyanın gelişmiş ülkelerinin, bu enerjiyi, oradaki pastayı nasıl paylaşabiliriz mücadelesine hep beraber tanık olmuyor muyuz? Bu mücadele içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak arzu edilen yerde olma konumunda gereken girişimleri yapmak mecburiyetinde değil miyiz? .

    O halde enerji olmadan gelişmişliğin olamayacağını, hatta ve hatta ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını elde tutamayacağını açık ve net bir şekilde görmemiz lazımdır .

    Bir milyon abonenin elektriğini kesmek çok zor .Ramazanda, vicdanen de rahatsızlık çekiyoruz ama biraz önce size rakamları verdim. Şayet mücadele etmezsek adaleti tecelli ettirmemiz mümkün değil. Elektriği kaçak olarak kullananlar yüzünden parasını normal ödeyene enerji veremiyoruz. Tercihi sizlere vatandaşlara, yorumunuza bırakıyorum. Görevimizi yaptığımızı, doğru yaptığımızı, doğru siyasi kararlar aldığımızı ve uyguladığımızı zannediyorum. Bir taraftan bu mücadele sürdürülürken diğer taraftan hem girdisini arttırmak hem de zordaki abonelere biraz nefes aldırabilmek için aşağıdaki kolaylıkları sağlamış bulunuyoruz.
 

    Tarımsal sulama abonelerinin, 2001 yılında tüketmiş oldukları enerji bedeli ile daha önceki yıllarda tükettikleri enerjiye ait borçları için 31.12.200 1 tarihine kadar müracaat ederek protokol yapmaları halinde, borç tutarının 1/4 'ünün peşin alınarak geriye kalan borcun da protokol tarihinden itibaren ödeme devresi, gecikme zammı alınmadan, 11 ay taksitle ödenmesi sağlanmıştır .2002 yılı tahakkuklarını da çiftçimize kolaylık olsun diye 10. aya kadar çıkarmıyoruz. Şayet tahakkuku 2 aylık dönemler halinde çıkarsaydık faiz ödeyeceklerdi. 10. aya kadar ülkemizde tarımsal üretimin tamamı, hasat yapılıyor, tarladan alınıyor, paraya çevriliyor. 10. ayda tahakkuk çıkardığımızda çiftçi faize girmeden parasını ödeme durumunda olacaktır .

    Yine belediyelerimizin ve özellikle köy içme sularında pompayla sulamalarda büyük sıkıntı olduğunu gördük. Bununla ilgili olarak ta 36 aylık taksitlendirme yaptık. TEDAŞ Yönetim Kurulu Kararı ile . Belediyelerimize 36 ay taksitle borçlarını ödeme imkanı getirilmiştir. Protokol yaptıkları tarihten itibaren de faiz ödemeleri durdurulacaktır . Ödeme kolaylıklarını hiçbir zaman popülist politika kapsamında yapmadık. Yaptığımız araştırmalarda belediyelerin içme sularının pompaj ağırlıklı olduğunu gördük. Dolayısıyla şehir içme sularının kesilerek vatandaşın susuz bırakılması yerine mümkün olduğu kadar belediyelerimize kolaylık göstererek bu borçların tahsili imkanını aradık.

    Bilindiği üzere İşletme Hakkı Devri kapsamınki 8 adet projemizin toplam kurulu gücü 4891.2 MW dir .Devir işlemleri ile ilgili olarak yapılan toplantıda; mevcut uygulama sözleşmelerinde pek çok hukuki ihtilafın çıkacağı ve uzun sürecek davaların açılacağı ve bu davalarda büyük tazminatların talep edilebileceği, varlık satışı için gerekli prosedürün 5-6 yıl gibi çok uzun zaman alabileceği, satış bedelinin düşük belirlenmesi halinde kamuoyunda güç kazanabilecek karşı görüşlerin oluşması, yüksek belirlenmesi halinde ise yatırımcı kesimde oluşacak çekimserlik sonucu sürecin belirsizlik riski taşıması, devletin bu aşamada devir bedeli olarak tahsil edebilecek 800 milyon dolar civarında bir gelirden yoksun kalmaması, bu santrallerin verimli işletilmesi için önümüzdeki 5 yıl içinde en az 1 milyar dolar rehabilitasyon yatırımı yapılmasının zorunlu olması ve bu dönemde santrallerin çalıştırılabilmesi için 2 bin ilave işçiye ihtiyaç olması, hususları gözönüne alınarak, başlatılmış olan işletme hakkı devir işleminin aynı şartlarda devamı için gerekli yasal ve idari tedbirlerin vakit geçirilmeden alınmasında yarar görüldüğünü belirtmek istiyorum.

    Sayın Derviş'le birlikte 29 Yap-İşlet-Devret projesinin 2002 yılı sonuna kadar 1 0 yıllık Hazine Garantisi verilmek suretiyle yapılmasına karar vermiştik. 20 12 yılına kadar elektrik satış anlaşmaları yapılan ve yaklaşık 1379 MW' lık bir kapasite yaratacak olan bu projelerin tamamı yatırıma dönüşürse 1.5 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleşecektir. Fakat bunların 2002 yılı sonuna kadar tamamının yatırım yapması ile ilgili olarak faaliyete başlayacaklarını zannetmiyorum.

    İşletme Hakkı Devirlerine geldiğimizde, hukuki alt yapının uygun olmadığını, Danıştay'ın istişari mahiyette olumsuz kararı olduğunu, çevre problemleri olduğunu dile getirerek, şimdilik bu projelerin Hazine garantisi istemeyenlerle ilgili de hukuki problemler olduğu için yürütülemeyeceğini açıklamıştık. Yaptığım toplantıdan sonra Sayın Derviş başta olmak üzere Hükümetimize bu konuyu bir kez daha taşıyacağım. Hukuki alt yapıyı tamamlayabilirsek özellikle 8 adet santralın işletme devir hakkı konusunu bir kez daha gündeme getireceğim.

    Bu santrallerin Devlet tarafından işletilmesi mümkün değildir. Bu santrallere 2002 yılında rehabilitasyon için ödenek ayrılmamıştır . Daha doğrusu verilmemektedir .Ayrıca iki bin işçiye ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, KİT'lere bir tek işçi alınmayacağını Sayın Başbakanımız haklı olarak açıkladı. Bu santrallerin dışarıdan hizmet alımları Maliye Bakanlığı, ile Hazine Müsteşarlığınca kısıtlanmıştır .O zaman biz bu santralleri ney le ayakta tutacağız? .

    Başta enerji olmak üzere özelleştirmeye, Türkiye'de yatırım yapmak isteyenlerin önünü açmaya, yatırımcıyı teşvik etmeye, yabancı yatırımcıyı Türkiye'ye çekmeye çalışmadığımız süre içerisinde bu ekonomik krizden hükümetin bir üyesi olarak söylüyorum, şahsi fikrimi söylüyorum, çıkmamız mümkün değildir.
 
    Açıklamış olduğum bu nedenlerden dolayı, özellikle işletme hakkı devirlerini bir kez daha Bakanlar Kurulu 'na  götürerek hukuki alt yapının nasıl çözülebileceğini, nasıl oluşturulabileceğini, varlık satışlarına gidildiği zamanda aynı problemin oluşacağını, varolduğunu daha doğrusu o problemler o zaman nasıl çözülecekse bugün çözmenin yararlı olduğunu veya olacağını Hükümetimize, Sayın Başbakanımız ve Başbakan Yardımcılarına bir kez daha anlatmaya ve arz etmeye karar verdik.

    Enerji dediğimiz zaman BOTAŞ'ı  doğalgazı ihmal etmemiz mümkün değildir. BOTAŞ hepinizin bildiği gibi 1975 tarihinde kurulmuştur. Halen BOTAŞ tarafından 2 bin 298 km uzunluğunda ham petrol boru hattı işletilmektedir .Bu hatların yıllık toplam taşıma kapasitesi ise 80.2 milyon ton dur.

    Ekim ayı sonu itibari ile 4 milyar m3,ü doğalgaz eşdeğeri LNG, 9 milyar m3'ü doğalgaz olmak üzere toplam 13 milyar rn3 gaz ithal edilmiştir. 2001 yılı sonu itibariyle 16.6 milyar rn3 doğalgaz satışının gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Bu miktarın % 70'nin elektrik, % 17 ' sinin konut ve % 13 ' nün ise sanayi sektöründe tüketilmesi programlanmıştır .

    İnşa halindeki doğalgaz boru hatlarımızla ilgili kısaca bilgi vermek istiyorum. Halen toplam 2 bin 594 km uzunluğunda doğal gaz boru hattının yapım çalışmaları sürdürülmektedir. Faaliyette olan doğal gaz boru hatları ise toplam 2 bin 373 km' dir. Yaklaşık 1100 kilometrelik doğal gaz boru hattının ihalesine 2002 yılı içinde çıkılacaktır. Hepinizin bildiği gibi Ankara, İstanbul, Bursa, İzmit, Eskişehir illerimiz doğal gaz kullanımına açılmıştır .

    2002 yılında doğalgazın kullanıma sunulacağı il merkezi 22 ' dir . Bunlar; Kırklareli, Tekirdağ, Edirne, Bilecik, Düzce, Adapazarı, Ağrı, Iğdır , Erzurum, Erzincan, Sivas, Aksaray , Konya, Samsun, çorum, Kırıkkale, Amasya, Balıkesir , Manisa, İzmir , Kayseri, Kırşehir , olarak planlanmıştır .

    2003 yılında ise 13 ilimiz; Kütahya, U şak, Çorum, Karabük, Zonguldak, Bartın, V an, Yozgat, Tokat, Niğde, Nevşehir , Karaman, Çankırı, planlanmıştır .

    2004 yılında doğalgazın kullanıma sunulacağı il merkezleri de 19'dur. Böylece 2004 yılı itibariyle 57 il merkezinde doğalgaz kullanıma sunulmuş olacaktır .

    Başta İran ve Azerbaycan olmak üzere doğudaki kaynaklardan alınacak doğalgaz Doğu Anadolu Doğal Gaz Ana İletim Hattı Projesi ile Ankara 'ya ulaştırılacaktır .1490 kilometre uzunluğundaki hat Doğubeyazıt'tan başlayıp Erzurum-Sivas, Kayseri üzerinden Ankara 'ya, bir branşmanla da Konya üzerinden Seydişehir'e ulaşmaktadır. İran ile 10 milyar rn3 yıllık doğal gaz alım-satım anlaşması 8 Ağustos 1996 tarihinde imzalanmıştır. Hat Ara1ık 2001 'de işletmeye açılacaktır. Bu hat ile ilgili olarak herhangi bir problemimiz bulunmamaktadır .Proje ile ilgili yapım çalışmaları tamamlanmıştır . Boru hattına gaz verilmiş olup, şuanda bu hattını depo olarak kullanmaktayız.

    Normlara uygun bir şekilde yapılmadığı İran tarafından da kabul edilen İran'daki Bazargan Ölçüm İstasyonu nedeniyle gaz alımı ile ilgili mutabakat zaptı henüz imzalanmamıştır .Konu ile ilgili olarak İran Petrol Bakanı ile yapılan görüşmede bizim gaz alımına her an hazır olduğumuzu, ölçüm istasyonu bittiğinde gazı Ankara'ya kadar getirecek olan hattın tamamlandığını bildirdik. Dolayısıyla İran ' ın ölçüm istasyonunu arzu edilen normlara uygun bir şekilde yapması halinde mutabakat zaptı imzalanacak ve herhangi bir problem kalmayacaktır .

    Mavi Akım projesi ile de çok kısa bilgi vermek istiyorum. Gazexport ile BOT AŞ 15 Aralık 1997 tarihinde Rusya Federasyonu'ndan Türkiye~ye yıllık 16 milyar rn3 doğalgaz sevkiyatı için alım-satım anlaşması imzalamıştır. Proje kapsamında tesis edilecek hattın, 372 kilometresi Rusya Federasyonu topraklarında, 396 Kilometresi Karadeniz geçişli paralel iki hat, 50 1 Kilometresi ise Türkiye topraklarında olacaktır .Alım imkanları yıllar itibariy le, artarak 2009 yılında 16 milyar m3'e ulaşacak olup, projenin toplam maliyeti 2.3 milyar dolar dır .Rusya bölümünün maliyeti 900 milyon dolar, deniz geçişinin maliyeti 1.1 milyar dolar, Türkiye bölümünün maliyeti ise 300 milyon dolardır. Kasım 2001 itibariyle Türkiye bölümü için 287 milyon dolar harcanmıştır. Samsun-Ankara arasında yapılan boru hattının inşaatı tamamlanmış olup, 2002 yılında işletmeye açılacaktır .
 

    Saygıdeğer konuklar

    Özellikle ülkenin geleceğini çok yakından ilgilendiren, ülkenin enerji problemini çözecek olan ve risk alınması gerekiyorsa risk alarak bu projelerin hayata geçirilmesinde emeği olanlara çok acımasızca davranıldı. Bugün Mavi Akımla ilgili olarak ödenen para 287 milyon dolar. Bunun karşılığında Rusya Federasyonu yaklaşık 2..4, 2.5hatta da belki de 2. 7 milyar dolarlık yatırım yapacak. Şayet Mavi Akım projesinin yanı sıra İran 'dan, Azerbaycan 'dan Şah Denizi Projesi vasıtasıyla temin edeceğimiz gazlara ilişkin kararlar alınmamış olsaydı bu günkü durumumuz ne olurdu hiç düşündük mü? .Bu tip projeler ülke yararına ise hep beraber savunmak mecburiyetindeyiz.

    Projenin yapımı içerisinde usulsüzlük veya yolsuzluk varsa ona karşıda hep beraber gereken işlemi yapma durumundayız. Ülkenin enerji problemi göz önünde bulundurularak bu projelere ilişkin siyasi otorite tarafından alınan kararlara ve bu projeleri imzalayanlara dolayısıyla başlatılan projelere sonuna kadar destek oluyorum. çünkü bütün bunların hepsi doğru projeler, yapılması gereken projeler, olmazsa olmaz şartı olan projelerdir.

    Biz bu projelere imza atanlara bu kararları alanlara haksızlık yapmayalım. Projeler doğruysa destekleyelim, kamuoyunu bu şekilde oluşturalım. Enerji Bakanlığı 'nın yaptığı projeleri, hiç hak etmediği halde, olumsuz olarak tanıtarak olumsuzluk yaratmaya çalışanlar bugün ülkenin içinde olduğu durumu lütfen ama lütfen görerek değerlendirmesini yapsınlar .

    Bu ülkede Mavi Akım'la  Bakü-Tiflis-Ceyhan projesi karıştırılmadı mı? Biri doğalgaz, biri petrol. O konuda bu projelere İmza atanlara çok büyük haksızlıklar yapılmadı mı?

    Bakü-Tiflis-Ceyhan projesi. Hazar Bölgesinde dünyanın en büyük 8 tane şirketi bir araya gelmiş. Bir havuz oluşturmuşlar .2.4 milyar dolar para ortaya koymuşlar .Türkiye Cumhuriyeti Devleti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ilgili kurumu BOTAŞ, 1.4 milyar dolara anahtar teslimi olarak boru hattının Türkiye bölümünün yapımını üstlenmiştir .

    Yapılan anlaşmalara, siyasiler, yine söylüyorum belki de siyasi risk alarak imza atmışlar. Bugün bu projeler ülkenin geleceği için son derece önemli projeler. Biraz önce söyledim, doğalgazla petrolü mukayese ederek iki tanesine ne ihtiyaç vardır diyenler olmadı mı? Nedir bu proje? 50 milyon ton petrol Bakü-Tiflis-Ceyhan'a akacak. Ne olacak? Türkiye Cumhuriyeti Devleti Yılda 200 ila 250 milyon dolar olmak üzere, 1. ve 16. yıl arasında her yıl için transit-geçiş ücreti alacaktır. 16-40 yıl arasında, yılda 350-400 milyon dolar olmak üzere, her yıl için para alacaktır .

    Bu proje, Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik kalkınmalarına, hatta bağımsızlıklarına son derece olumlu katkıda bulunacaktır . Ekonomik özgürlüğüne kavuşmayan bir devletin bağımsızlığını koruması bundan sonra mümkün değildir. Dolayısıyla proje bölgedeki Türk Cumhuriyetlerine de en büyük katkıyı sağlayacaktır . Aynı zamanda enerji koridoru oluşturacaktır. Proje kapsamında her yıl 50 milyon ton petrol gelecektir. Türkiye'nin 2000 yılı petrol tüketimi 31.3 milyon tondur.

    Bu projelere dahi çok karşı çıkanlar, bu projeleri başlangıçta siyasi proje olarak değerlendirenler, bugün bu projelerin ticari olduğunu görmüşlerdir. Mavi Akım Projesi kapsamında Karadeniz'e doğal gaz boru hattı döşeyecek olan İtalyan Eni firması da bu projeye dahil olmuştur. Bakü-Tiflis-Ceyhan projesiyle ilgili olarak temel mühendislik çalışmalarımız bitmiştir .Detay mühendislik çalışmalarımız 19 Haziran 200 1 tarihinde başlamış olup, 19 Haziran 2002 tarihinde bitecektir. İnşaat çalışmaları 2005'te bittiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak zamanında bitirilirse ki bitirileceğine % 90 hatta % 1 00 eminim, bir tek kuruş para çıkmadan bu eseri ortaya çıkarmış olacağız.
 

    Bilindiği üzere, Irak- Türkiye Ham Petrol Boru Hatlı Körfez Savaşı sonrası Irak'a uygulanan ambargo nedeniyle Ağustos 1990- Aralık 1 996 tarihleri arasında işletmeye kapatılmıştır .

    1990-96 dönemi için taşıma, liman hizmetleri ve arıtım petrolü gelirlerinden toplam yaklaşık 1 milyar dolar civarında bir gelirimiz söz konusu olacaktı. Ama bu gelirimiz petrolü alamadığımız için mümkün olmadı. Ancak, Birleşmiş Milletlere yapılan daha önceki müracaatımız neticesinde 27 Eylül 2001 tarihi itibarıyla Birleşmiş Milletlerinin 133 sayılı Tazminat Komisyonu kararı ile BOTAŞ' a 176.3 milyon dolar tazminat ödenmesi kararı verilmiştir.

    Bakanlığımın diğer bir önemli kuruluşu, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığıdır .Bildiğiniz gibi Genel Müdürlüğün Batman, Adıyaman ve Trakya'da 3 Bölge Müdürlüğü mevcuttur. 2000 yılı net karı 106 trilyon liradır. 2001 yılı beklenen karı 284.7 trilyon liradır. TPAO'nun 26 Kasım 2001 tarihi itibarıyla bankadaki nakit durum 334 trilyon liradır ve 137 milyon dolar parası vardır. 2000 yılı yatırımları 24.8 trilyon, 2001 yılı için programlanan yatırım 65.3 trilyon, 2002 yılı için programlanan yatırım 105 trilyon Türk Lirasıdır.

    Kasım 2001 itibarıyla Batman'dan 498, Adıyaman'dan 164, Trakya ' da 5 olmak üzere toplam 667 petrol üretim kuyusu, Trakya ' da 51, Batman'da 4 olmak üzere toplam 55 doğalgaz üretim kuyusu vardır. 2001 yılı Kasım ayı itibarıyla günde 32 bin varil petrol, 750 bin rn3 doğal gaz üretilmektedir. Yıl içerisinde 10.96 milyon varil petrol, 237 milyon m3 doğal gaz üretilmiştir. Kurulduğu 1954 yılından bu yana toplam üretimi 432 milyon varil petrol, 5.1 milyar m3 doğalgaz olmuştur. Ancak sadece geçen sene ülkemizde 14.6 milyar m3 doğalgaz tüketilmiştir .Bu da doğalgaz projelerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bunları doğalgaz ile ilgili projelere ağırlık vermemiz gerektiğini vurgulamak için söylüyorum.

    TPAO, Türkiye ham petrol ihtiyacının % 6'sını, doğal gaz ihtiyacının ise, % 4'ünü karşılamaktadır. Bildiğiniz gibi TPAO'nun yurt ihtiyacını karşılama oranını artırmak için arama faaliyetleri sürdürülmektedir .

    Üretimi yükseltmeye yönelik bu faaliyetlerin bütçe kesintilerinden etkilenmeksizin artırılarak sürdürülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda TP AO kendi faaliyetlerinin yanı sıra, yurt içinde BP, Madison, El Paso Petrol, Chevron şirketleriyle de ortak arama ve sondaj çalışmalarını sürdürmektedir .

    Yapılan arama çalışmaları sonucunda 2000 ve 200 1 yıllarında Sevindik, Göçerler, Yalankoz, Vakıflar, Doğu Vakıflar, Güney Karaçalı doğalgaz' sahalarının keşifleri de gerçekleştirilmiştir .TP AO yurt dışı faaliyetleri çerçevesinde Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Irak, Libya, Cezayir, ve Suriye' deki çalışmalarını sürdürmektedir .

    TPAO, Kazakistan'da Kazak-Türk-Munay  şirketlerine % 49, Azerbaycan'da Azeri Çıralı Güneşli projesine % 6.75, Şahdeniz projesine % 9, Alov. projesine % 10, Kürdaşı projesine % 5, Bakü-Tiflis-Ceyhan projesine ise % 5.08 oranında ortaktır.

    TPAO'nun yurt dışı yatırımları kapsamında Kasım 2001 İtibarıyla toplam gideri 800 milyon dolar, toplam geliri ise 325 milyon dolardır. Bunlar çok önemli rakamlar. Tekrar ediyorum toplam gider 800 milyon dolar toplam gelir 325 milyon dolar TPAO'nun bu ortaklıkları nedeniyle dünya petrol şirketleri arasında çok önemli bir kredisi vardır. Şu anda TPAO' nın yurt dışı yatırımları yüksek gözükmektedir .Ancak projelerin hayata geçmesi ile 2009 yılında toplam gelirlerimizin toplam yatırım miktarını aşacağı beklenmektedir. 2011 yılı itibarıyla TPAO her yıl 1.4 milyar dolar brüt kar elde edecek duruma gelecektir.

    Bugün TPAO'nun 600- 700 trilyon parası olduğu için biraz da TPAO'dan ''bu parayı alalım kullanırız'' hesapları yapılıyor. Ama TPAO'nun dünyadaki bu konularla ilgili bankalar neznindeki kredisini düşündüğümüz an ülkemizin geleceği için 1.4 milyar dolarlık bu karı yatırım yapmadan getirmek mümkün değildir .O nedenle TP AO yatırımına devam etmeli uluslararası, kredisini çok iyi muhafaza etmeli hatta ve hatta pazarlık yaparak bazı konularda büyük şirketlere ortak olmalı diye düşünüyorum.
 

    TKİ Genel Müdürlüğü'nün 2000 yılı satış hasılatı 438 trilyon, 2001 yılı satış hasılatı ise 408 trilyon TL 'dir. 2000 yılında üretilen kömür miktarı 39.308 milyon tondur. Üretim maliyetİ İse 8.18 milyon TL/ton ' dur . Ticari maliyeti ise 9.789 milyon TL/ton ' dur .Yani yaklaşık 10 milyon TL/ton civarındadır .

    Ticari maliyet içerisindeki İşçiliğin payı % 52'dir. 2001 yılı Ekim ayı sonu itibarıyla üretim maliyeti 12- 13 milyon TL/ton, ticari maliyeti 14 milyon TL/ton, işçiliğin maliyet içerisindeki payı ise % 51'dir. TKİ 150'ye yakın linyit ve asfaltit sahası ruhsatına sahip olmasına karşın, yaklaşık 18 ruhsatla üretim yapmaktadır .

    Bu üretimi özel sektöre yaptırdığımız zaman kaça mal ediyoruz, bunu özelleştirsek veya rödevansa verdiğiniz zaman maliyetiniz ne oluyor? dediğimiz zaman, 7.5 milyon TL/ton dediler. Kurumun personel sayısı bir hayli kabarık. Yani 13826'sı işçi, 2793'ü memur olmak üzere toplam 16619 kişi çalışmaktadır . Hiçbir işçiyi çıkartmayalım, hiçbir memuru da çıkartmayalım. İşçimizi, memurumuzu çıkararak sokağa atacak halimiz yok, Hükümet olarak böyle bir karar almaya hiç niyetimiz yok. Ama bazı gerçekleri görerek ihtiyaç olan yere kaydırarak yeni işçi alınmadan, memur alınmadan, işçimizin 8 saat çalışmasını ve özel sektörün önünü açarak yatırım , yapmasını sağlamak asli görevimiz değil mi? ..

    Şu anda TKİ'ye hiçbir yatırım yaptırmıyoruz. 150'ye yakın ruhsatlarının tamamını geri verdirip yıl sonuna kadar bütün sahalarını özeleştirebileceğimiz kadar özelleştireceğiz. Bir tarafta 1 4.5 milyon liraya kömürün maliyeti, bir tarafta 7.5 milyon liraya maliyet. Bilindiği üzere santralın maliyetinin % 70'i yakıttır, bu nedenle elektrik üretim maliyetini azaltmak mümkün. Ama öbür taraftan yapacağınız işlem, bu işlemle ilgili olarak olayın sosyal boyutunu da düşünmek mecburiyetindeyiz.

    Bu işle ilgili ihtiyaç olan yerlere elemanlarımızı vermeye çalıştığımızda da önümüze çok büyük bürokratik engeller çıkıyor .Bu nedenle Bakanlık olarak, bütün Bakanlık bünyesi içerisindeki Genel Müdürlüklerimiz bünyesinde çalışan personelimizi ihtiyaç olan yerlere kaydırabilmek için gerekli mevzuat değişiklikleri üzerindeki çalışmalarımız devam etmektedir .

    Son olarak enerjide devrim özelliğinde üç kanundan Enerji Piyasası Kurulu 'ndan bahsetmek istiyorum. Özel sektör yatırımlarını, elektrik sektörüne kanalize etmek için, bugüne kadar 3096, 3996 ve 4283 Sayılı Kanunlar kapsamında uygulanan üç farklı modelden istenilen sonuç maalesef alınamamıştır .Bunu bütün yatırımcılarımız görmektedir .Bu maddelerin uygulanması sırasında çok sayıda idari ve hukuki engelle de karşılaşılmış, sorunların çözümü için Anayasa ve Uyum Yasalarında hepinizin bildiği gibi gerekli düzenlemeler yapılmıştır .

    Uygulamada kazanılan deneyimler ile ülkemizin .artan enerji talebinin yanı sıra Avrupa Birliğinin normlarına uyumu küresel ekonomi ile bütünleşme sürecinin ve sürdürdüğümüz ekonomik istikrar programının gereği olarak serbest rekabeti ön gören yeni bir piyasa yapılanması ihtiyacı ortaya çıkmıştır .

    İşte bu ihtiyaç çerçevesinde hazırlanan ve 3 Mart 200 1 tarihinde yürürlüğe konulan 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, özet olarak;

    Temsil ve karar organı ''Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'' , olan kamu tüzel kişiliğine haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ''Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun'' oluşturulması,

    Piyasada faaliyet gösterecek olan katılımcılara faaliyetleri için lisans uygulamasının getirilmesi,

    Piyasa katılımcıları arasında özel hukuk hükümlerine tabi bir ''İkili Anlaşmalar'' pazarının oluşturulması,

    Elektrik iletim ve dağıtım sistemi yanında mali dengeleme ve uzlaştırma için standart kuralların ve yeni kodların tespiti,

    Elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirilmesi, gibi temel unsurlar içermektedir.

    Ülkemizin Avrupa Birliği müktesebatına uyum çalışmalarının , bir parçasını teşkil eden Elektrik Piyasası Kanunu başta üretim santralı, yatırımı olmak üzere elektrik enerjisi piyasasında yapılacak yatırımların ve sürdürülecek faaliyetlerin olabildiğince basit, belli düzenleme ve denetim usulünce yerine getirilmesine imkan sağlayacak bir piyasanın oluşmasını hedeflemektedir .

    Kanuna göre yeni piyasa modeli 2003 yılından itibaren işlerlik kazanacaktır .Yeniden yapılanma çalışmalarının tamamlanması ve piyasanın işlerlik kazanmasını takiben Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı artık sadece makro düzeyde enerji politikalarını düzenleyecektir .
Kasım ayı başında ataması yapılan Enerji Piyasası Kurulu ise piyasanın belirlenen makro politikalarına uyumlu çalışması için piyasa içi kontrol, düzenleme ve denetleme faaliyetlerini yürütecektir.

        Değerli konuklar ,

    Elektrik endüstrisine benzer bir serbestleştirme çalışması hepinizin bildiği gibi doğalgaz piyasasında başlatılmıştır .Doğalgaz piyasasının önümüzdeki 20 yılda, 30 milyar dolardan fazla bir yatırım , ihtiyacının söz konusu olacağı, gaz ticareti de göz önüne alındığında pazarın işlem hacminin 180 milyar dolar mertebesine ulaşacağı beklenmektedir .Hemen hemen tamamı ithal edilen doğalgazın birincil enerji tüketimindeki payı 2000 yılında % 16 olarak gerçekleşmiştir. Bu payın 2010 yılında % 32'ye ulaşacağı tahmin edilmektedir. 2000 yılında 14.6 milyar rn3 olan doğal gaz tüketiminin ise 2010 yılında 58 milyar m3'e ulaşması beklenmektedir.

    Ülke çapında doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması ve sektörün özellikle uluslararası gaz iletimindeki gelişmelere cevap verecek şekilde yeniden yapılandırılması için uzun süredir üzerinde çalışılan Doğalgaz Piyasası Kanunu da, 2 Mayıs 200 1 tarihinde yürürlüğe girmiştir .Söz konusu kanun ile BOT AŞ , ın görev ve sorumlulukları yeniden tanımlanmaktadır .

    Bu kanun doğalgaz piyasasının serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı, şeffaf bir pazar haline gelmesi ve bu piyasalarda da bağımsız bir denetleme ve düzenleme mekanizmasının oluşabilmesi yönünde önemli bir gelişimdir .

    Özet olarak bu kanunla doğalgazın serbest bir rekabet ortamında güvenli ve ekonomik bir şekilde kullanıcılara sunulması hedeflenmiştir .Bu doğrultuda da ayrım gözetmeden istikrarlı ve özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösterecek şeffaf bir piyasanın oluşturulması için gerekli adımlar atılmış ve atılmaya devam edilecektir.

    Bu çerçevede kanun;

    Sektörde faaliyetlerin lisans ve sertifika alarak yapılmasını, tüzel kişilerin bu kanun çerçevesinde faaliyette bulunmalarına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesini,

    Tüketicilere yeterli, kaliteli sürekli, düşük maliyetli doğal gaz arzının temin edİlı:nesi için piyasada gerekli düzenleme, gözetim ve denetim usul ve esaslarının idari ve mali özerkliğe haiz bir otoritece belirlenmesini kapsamaktadır .

    Yine kanun, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun hem elektrik piyasası hem de doğalgaz piyasası denetiminde yetkili kılınmasını kapsamaktadır .1.5 yıllık geçiş süresi içinde Doğal Gaz Piyasası Kanunu ile piyasa serbestleştirilerek rekabete açılacak, sistemden herkesin yararlanması sağlanacak, gaz arz emniyeti temin edilecek ve böylece endüstriye ucuz doğalgaz girdisi temin edilerek maliyetlerin düşürülmesi sağlanarak doğalgaz piyasasında da Avrupa Birliğine uyum sürecine geçilecektir .

    Bir diğer enerji kaynağı da hepimizin bildiği gibi petroldür. 2000 yılı sonu '. itibariyle, ülkemizde petrolün % 91'i ithalatla karşılanmaktadır .2000 yılında 31.3 milyon ton olan tüketimimizin 20 1 0 yılında 49 .3 milyon tona, 2020 yılında ise 69.1 milyon tona çıkması beklenmektedir. Bildiğiniz gibi Türkiye'de ki petrol faaliyetleri halen 1954 yılında çıkartılan biraz önce bahsettiğim 6326 sayılı Petrol Kanunu ile yürütülmektedir .Zamanına göre oldukça liberal olan bu kanunla, yabancı sermayenin ülkemizde arama ve üretim faaliyetlerine katılmasının sağlanması ve ülkemizin petrol üretim potansiyelinin 'artırılması amaçlanmıştır .Ancak kanunda piyasa faaliyetleri yer almamıştır .

    Bu eksikliği gidermek ve petrol piyasasının daha da serbestleştirilmesini sağlamak üzere yatırımcıların güvenli, istikrarlı ve yasal piyasa koşullarda çalışmalarını izin veren mevzuat çalışmalarımız sürmektedir. Bu çerçevede Petrol Piyasası Kanunu , tasarısının hazırlanması çalışmalarında son aşamaya gelinmiştir . Önümüzdeki günlerde Bakanlar Kuruluna sunulacak olan bu tasarı ile petrolle ilgili olarak araştırma, arama ve üretim faaliyetleri dışında kalan tüm faaliyetlerin serbest piyasa koşullarında gerçekleştirilmesi hedef1enmektedir .

    Önümüzdeki dönemde Türk enerji sektörü sadece Türkiye için değil, jeopolitik konumu nedeniyle Avrasya Ülkeleri ve Hazar Bölgesi için kilit sektör durumunda olacak ve bütün ekonomik gelişmeler enerji sektörüne paralele olarak gelişecektir. Sorunların çözümünde uluslararası işbirliğini teşvik edecek ve ikili işbirliği projelerinin sayısını artıracak politikaların önemini burada bir kez daha vurgulamak istiyorum.

    Bu açıdan bakıldığında enerji formunun karşılıklı diyalog ve daha etkin işbirliklerini geliştirme yönünden hepimiz için yaralı olacağını umuyorum. Tabii ki üç gün sürecek bu organizasyonda teknik eleman arkadaşlarım ve bu işle ilgili bütün kesimler fikirlerini, tedbirlerini, düşüncelerini ortaya koyarak tartışacaklar ve doğru kararda buluşacaklardır .

    Bu organizasyonda emeği geçenleri kutluyor sabırla beni dinlediğiniz için hepinize en içten saygılarımı sunuyorum.