Merhaba,
Tam da sevgili Cevat ÇAPAN''ın dediği gibi "kirazın kızarma hızıyla geçti zaman". Dünyada ve ülkemizde tüm çalkantılara, krizlere rağmen kirazlar inatla, bir daha, bir daha kızarıyor, kızaracak... Şüphesiz bütün olumsuzluklara rağmen her olgunlaşma ve emek ürünü sömürenlere gözdağı, direnenlere umut ışığı olacaktır.

8 Aralık 2001 tarihlerinde EMO'nun 37. dönem 6. Koordinasyon Kurulu Toplantısı'nı gerçekleştirdik. Toplantının ilk gündemi "dönemin değerlendirilmesi" idi. Gerçekten notlarımızı karıştırırken geriye dönüp şöyle bir baktığımızda dünya genelinde pervasızca bir planın uygulanmakta olduğunu görüyoruz. Dünya ölçeğinde hiçbir zaman olmadığı ölçüde gelir dağılımı eşitsizliği yaşanıyor. Bu yeni durumda 3. dünya ülkeleri sanayileri bir çeşit taşeron konumuna indirgeniyor ve önemsizleşiyor. O çok lafını ettikleri "küreselleşme"nin aslında dünyanın yarısından fazlasının yoksullaşması, değişimin de dünyada deli dana gibi dolaşan çok uluslu şirketlerin sermayesinin daha fazla semirmesi; sağlıksız beslenme, açlar ve açlar ordusunun yağma noktasına gelmesi, peşinden dikta rejimleri gelmesi anlamına geldiğini artık herkes biliyor. O yüzdendir ki artık "pardon" demiyor, doğrudan "11 Eylül sonrası dünyada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" tehdidi savurmak zorunda kalıyorlar. Yeni dünya düzeni ve globalleşme adına kamusal olan her şey önce tukaka sonra da yok edilirken ulus devlet işlevsizleştiriliyor. Bir yandan demokratikleşme adına sendika yasası (yetersiz de olsa) çıkarılırken diğer yandan sendikalaşmanın önü kesiliyor. Tüm ücretli çalışanlar gibi mühendislerde yoksullaşıyor. Bütün olup bitenlere karşı işimize, ülkemize ve kamusal alanlara sahip çıkmak için haydi sendikalarda örgütlenmeye!

Ülkeyi yönetenler ülkeyi IMF ve DB politikalarına teslim ederken, kamuoyunu bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme kanallarının tıkanmasına fırsat vermeyen EMO ise bu boşluğu doldurmak amacıyla yoğun bir kongre-sempozyum süreci yaşadı.

Bu yılın başında kongre ve sempozyumlar süreci İzmir Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu ile başladı, İzmir Rüzgar Enerjisi Sempozyumu, Kocaeli Elektrik, Elektronik Bilgisayar Mühendisliği 9. Ulusal Kongresi, İzmir Otomasyon Sempozyumu, Ankara 1. İletişim Teknolojileri Ulusal Sempozyumu, Bursa ELECO2001, İzmir Aydınlatma Sempozyumu ve son olarak TMMOB adına Odamızın gerçekleştirdiği Türkiye III. Enerji Sempozyumu ile noktalandı. Bu etkinliklere destek veren kurum ve kuruluşlar ile etkinliklerin düzenlenmesi ve verimli geçmesinde emeği geçen tüm EMO yönetici ve çalışanlarına teşekkürü borç biliyor, ellerine, gönüllerine sağlık diliyoruz.

Yönetme İddiasında Olanlar ve Tercihleri...
EMO bir taraftan yukarda sözünü ettiğimiz etkinlikleri yerine getirirken diğer yandan da yönetim erkini elinde tutanların borç batağında IMF ve DB'na teslim oluşlarını görüyor, Kıbrıs konusundan enerji konusuna kadar her alanda yönetme iddiasında olanların zaaflarına karşı kamunun çıkarları doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. III. Enerji Sempozyumu'ndan doğan enerji raporu ile Türk Telekom'a yönelik rapor bu çalışmalardan sadece birkaçıdır. EMO bu çalışmaları sürdürürken yürütme erkini kurullara teslim etme hazırlığında olanlar da kendi çalışmalarını EMO ve kitle örgütleri dışında resmi platformlarda sürdürüyorlar. Ne yazık ki bu çalışmaları yapanlar şeffaflık, katılımcılık adına hülle (ve hatta hile) yapıyorlar. Gerek Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi'nin düzenlediği Elektrik ve Doğalgaz Piyasası Yasaları ile ilgili forumlara gerekse Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın düzenlediği Ulusal Enerji Forumu'na konuşmacı ve katılımcı olarak sadece resmi kurum ve kuruluşlar ile sanayici-işveren örgütleri çağrılırken, EMO ve diğer kitle örgütleri ise dinleyici olmaları için bilgilendirilmişlerdir. Ve sıkılmadan toplumun her kesimini kapsayan geniş katılımdan sözedilebilmiştir.

Aslında tüm bunlar yönetim erkini elinde tutanların tercihlerini kimlerden yana kullandıklarının göstergesidir. Ne yazık ki bugün görünen manzara şudur: Senaryo IMF, DB ve DTÖ tarafından yazılmakta, Hükümet, TÜSİAD, TİSK ve taşeronlarca icra edilmektedir. Birkaç somut örnek verelim:

Evet örnekler daha onlarca çoğaltılabilir, hatta bu konuda bir kitapçık basımı bile olasıdır.

EMO Olağan Genel Kurulları Sürecine Girilirken...
Ülke ve dünyada yaşananlar bir yandan ülkemizi fakirleştirip IMF ve DB'ye bağımlı hale getirirken meslek alanlarımıza yönelik yeni düzenlemeler gündeme getirilmekte; TMMOB ve Odaları mühendislik ve mimarlık alanında devre dışı bırakılmak istenmektedir. Bir yandan yasal düzenlemelerle TMMOB'yi kendilerince devre dışı bırakmak isteyenler diğer yandan kamu olanaklarını kullanarak başta EMO olmak üzere bir çok odayı teslim alma düşleri kuruyorlar. Özellikle Türk Telekom'da kadrolaşmayı üst boyuta çıkartanlar önümüzdeki süreçte EMO Şube genel kurullarında da ortaya çıkacaklardır. Ülkücü Teknik Elemanlar Derneği'nin EMO şubelerinin genel kurul günlerine denk gelen eğitim seminerleri düzenlemelerinin ardından, TT kasasından yolluk ve harcırah alan mühendislerin bu eğitim seminerlerine mi yoksa genel kurullara mı katılacağını hep beraber göreceğiz. Bu süreç, "tüyü bitmemiş yetim hakkından" sözedenlerin devlet olanaklarını nerelerde kullanacakları konusunda bir sınav olacaktır. Kamuoyunu ve medyayı bu sınavı izlemeye davet ediyoruz.

Başta da değindiğimiz gibi zaman olayları ve bizleri olgunlaştırarak geçti ve yeni bir genel kurullar sürecine girdik. Bu süreç gerçek yurtseverler ile IMF milliyetçileri arasında geçecek gibi görünüyor. BU süreçte odalara ve mesleğe sahip çıkmak için haydi genel kurullara!

Bu süreç boyunca;

Ayrıca bu süreç; mücadelenin olmazsa olmazı iç yapılanmamızı, örgütlülüğümüzü güçlendirmenin kanallarını açan ve EMO'nun şubelerinden başlayarak merkezi demokratik yapısını güçlendiren ve örgütsel disipline önem veren; örgüte, üyeye karşı sorumluluklarını her zaman ön planda tutan yeni yönetimler tesis etme süreci olmalıdır.

Son olarak;
Bahar sabahlarında bir, iki, üç, beş, on,
Altın rengi başları altın bir madalyon
Göğüslerini yelken gibi gere gere
Ve kollarını doğan güneşe açarak
Büyük su'yu özleyen çocuklar yalınayak
Koşarlar dalgaların koştuğu yere.
Bu bahar toplayınca son güllerimizi,
Coşalım, coşalım, coşalım! Ve rüzgar
Gibi denize doğru koşalım çocuklar!
Umut en güzeliyse dünyalarımızın,
Son cennetine değin rüyalarımızın
Şahlanan bir at gibi sürelim denizi...
Ve denizde bir temiz yıldızlı gökyüzü
Büyük su'yu özleyen çocukların yüzü...
Unutulmamalıdır ki; Büyük Su'yu özleyen çocuklar ancak onu yaratırlar. Görüşmek üzere dostlukla, esen kalın.

EMO Yönetim Kurulu