F. Behçet
Yücel Elektrik Yüksek Mühendisi
11
Aralık günü tertip edilen "Türkiye Enerji
Forumu"nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
kapsamlı bir konuşma yaparak özetle; üretim
yatırımları önündeki bütün engellerin
kalkacağını, dışa bağımlılığı azaltmak için
yerli kaynaklara önem verileceğini,
liberalleşme, rekabet, şeffaflık ve asgari çevre
etkileşimi enerji politikasının esasını
oluşturacağını, politikadaki temel kriterin
ulusal çıkar ve bireyin refahı olacağını ifade
etti.
Dümensiz bir gemi gibi rüzgarların
keyfine göre durmadan sürüklenen enerji
sektörünün kendisini düzgün bir limana götürecek
kaptana kavuştuğunu ümit ederiz. Bekleyip
görelim.
Sayın bakanın ısrarla altını
çizdiği bir konu da mevcut elektrik fiyatlarının
aşağıya çekileceği idi. Bu yazımızda konuyu
sadece ekonomik boyutu ile değil, sosyal boyutu
ile de ele almak istiyoruz. Madem ki bireyin
mutluluğu temel kriterdir, elektrik fiyatına,
topluma olan etkileri yönünden de bakmak
gerekir.
Elektrik
fiyatları
Elektrik fiyatlarına 1
Kasım'da yüzde 2,4 oranında zam yapıldı. Buna
göre 150 kwh'a kadar olan mesken tüketimlerinin
kwh bedeli 130 TL'yi aşmış, 150 kwh üzerindeki
tüketimler ise hemen hemen 200 TL'ye ulaşmış
bulunuyor. Sanayideki elektrik fiyatını 8,5 sent
olarak ifade edebiliriz. Bu fiyatlar ile
Türkiye, Avrupa'da elektriği pahalı ülkeler
arasında yer almaktadır. Elektrik fiyatları
sanayiinin gelişmesine fren olmakta, üretim
maliyetlerini artırarak dış piyasalarda rekabet
imkanını azaltmaktadır.
Ülkemizde
oluşturulmaya çalışılan serbest elektrik
piyasasının amacına ulaşması için en az beş
yıllık bir geçiş dönemine ihtiyaç olduğu
bilinmektedir. Bu dönemde elektrik fiyatlarının
gerçek maliyetleri yansıtması zorunluluğu
nedeniyle fiyatların artması kaçınılmaz olacak,
bu da ülkenin çoğunluğunu oluşturan alt gelir
gruplarını olumsuz etkileyecek, mutsuzluklarını
artıracaktır.
Konut abonelerinin
tüketim profili
2000 yılı verilerine
göre, mevcut 20 milyon konut abonesi 24 milyar
kwh elektrik enerjisi tüketmiştir. O yıl ülke
düzeyinde tüketime sunulan elektrik enerjisi 100
milyar kwh idi. Çok geniş bir genelleme
yapılırsa, Türkiye'de toplam hane sayısının
yarısının ayda 50 kwh altında, dörtte birinin de
ayda 50 ila 100 kwh arasında elektrik tükettiği
görülür. Bu olguyu daha somut bir hale getirmek
için şöyle ifade edebiliriz.
- Toplam
nüfusumuzun yarısını barındıran 10 milyon hane,
ayda 50 kwh düzeyinde elektrik tüketerek Türkiye
toplam tüketiminin yüzde altısını
kullanmaktadır.
- Toplam nüfusumuzun
dörtte birini barındıran 5 milyon hane, ayda 100
kwh düzeyinde elektrik kullanarak Türkiye toplam
tüketiminin yüzde altısını
kullanmaktadır.
Kısacası 50 milyonu aşan
bir nüfus kitlesi, konutlarında Türkiye toplam
elektriğinin sadece yüzde 12'sini
kullanmaktadır. Türkiye nüfusunun dörtte üçünü
teşkil eden bu kitlenin elektrik tüketimine
ilişkin sorunlarına devletin eğilmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Bir aile için
elektriğin bugün yaşam, eğitim, sağlık ve
güvenlik anlamına geldiğini gözden uzak
tutmayarak bu alt gelir gruplarını daha fazla
koruyan bir tarife sisteminin geliştirilmesi
gereğine işaret edelim.
Yeni Elektrik
Yasası'na göre belirli bir tüketim düzeyinin
(yıllık en az 9 milyon kwh tüketim) üzerindeki
tüketiciler, 3 Mart 2003 tarihinden sonra
değişik tedarikçilere başvurabilecek ve
elektriğin fiyatını serbestçe müzakere
edebilecektir. Düşük gelirli dolayısı ile
tüketimleri de düşük müşteriler, kwh fiyatı daha
da yükselmiş olan elektriği kullanabilmek için,
bulundukları yere uzanan dağıtım sisteminin
iddiasız tüketicileri
olacaklardır.
Ekonomistlere göre piyasa
mekanizmasında nüfusu artmayan ve sermaye
yönünden zengin ülkelerde elektrik tarifelerinin
ekonomik boyutu ile sosyal boyutu çelişmez.
Ancak nüfusu hızla artan sermaye birikimi zayıf
elektrik sisteminde rekabet koşulları yetersiz,
dağıtım şebekeleri ihtiyaca cevap veremeyen
ülkemizde bu çelişki uzun yıllar sorun yaratmaya
devam edecektir.
Elektrik Piyasası
Kanunu'nun eksikliklerinin zaman içerisinde
giderileceğine ehil ve emin ellerde uygulama
imkanı sağlanarak en kısa zamanda hedefine
ulaşacağına inanmak isteriz.
Elektrik
fiyatları indirilebilir mi?
Genel
olarak üretimde işletme ve yatırım maliyetleri
müşteriye teslim edilen kwh'ın toplam
maliyetinin üçte ikisini oluşturur. Geri kalan
bedel iletim ve dağıtım maliyetlerini yansıtır.
Elektrik sistemimizin bugünkü koşullar göz
önünde tutularak maliyetlerin nasıl
düşürülebileceğine bakalım:
Dağıtım
şebekelerinde kısaca "kayıplar" olarak ifade
edilen fiziki kayıplar, doğru dürüst bir
inceleme yapılmamış olmasına karşın, Türkiye
ortalamasının yüzde 14 dolayında olduğu tahmin
ediliyor. Bu oranın Batı ölçülerinde en çok
yüzde 7 olması kabul ediliyor. Demek ki dağıtım
şebekelerinde, ortalama yüzde 7'ye varan fazla
kayıplar vardır. 2000 yılının verilerinden
hareketle bu fazla kaybın maliyete yaklaşık 0,3
sent ilave getirdiği hesaplanabilir. Dağıtım
sisteminin yenileştirilmesi, bakım
yatırımlarının yapılması ve düzgün işletme
koşullarının sağlanması kayıpları aşağı
çekecektir.
Kaçak elektrik, elektrik
ölçülmesi engellendiği için parası tahsil
edilemeyen bir elektrik tüketimdir. Kısaca
elektrik hırsızlığıdır. Yetkililer son günlerde
kayıp ve kaçak oranlarını toplam olarak yüzde 22
olarak ifade etmektedirler. Bu durumda kaçak
elektrik de yüzde 8 civarındadır. Tamamen
ortadan kaldırılabilirse elektrik maliyetine
gene yaklaşık 0,3 sent azalma
getirebilecektir.
Bundan altı yıl önce
açılmış olan dağıtım bölgeleri işletme hakkı
devirleri ihalelerinin gereği yapılmış olsaydı
kayıp kaçak sorunları üç yıldır kökten
halledilmiş olacaktı. Anayasa Mahkemesi'nin
kararına rağmen bu uygulamanın yapılmaması
devlete her yıl, ortalama 600 milyon dolara mal
olmakta, bu da tüketiciye intikal
etmektedir.
Devlete ait termik
santralların özel sektör elinde daha verimli ve
düzgün çalışacakları, üretim maliyetlerinin
düşeceği yolundaki iddia sahipleri Çayırhan
Termik Santralı'nı örnek
göstermektedirler.
1987-1999 döneminde bu
santralın kömürünün tonunun maliyeti TKİ'ye 103
dolara mal olmuş, fakat santrala 30 dolara
satılmıştı. Buna rağmen termik ortalama kwh
maliyeti 10 sent olmuştur. Kömür ocağının ve
santralın işletme hakkının bir şirkete
devredilmesinden sonra 2000-2001 döneminde
kömürün maliyeti 17 dolara düşmüş ve sisteme
elektrik satışı 4.3 sente inmiştir. Halen askıda
olan termik santralların işletme hakkı
devirlerinin bir an önce yapılmasıyla termik
üretim ortalama maliyetinin düşeceğinden
kimsenin şüphesi yoktur.
Yap-işlet ve
yap-devret modelleriyle yapılan santrallardan
yüksek fiyatla elektrik enerjisi satılması
elektrik fiyatlarının yükselmesine yol
açmaktadır. Bu yükseklikte bir numaralı etken
santral yatırımlarının geri ödenmesi süresinin
kısalığıdır. Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulu'nun üretim şirketiyle bu konuyu müzakere
ederek akıllı bir çözüme kavuşturmasında acele
edilmelidir. Satış fiyatı garantisine sahip olan
santrallar, sistemde rekabetin oluşmasının
engelleri olacaklardır.
Bir termik
santralın ömrü 40 yıl kadardır. Yani santralın
verimi ve yaktığı birincil enerjinin maliyeti
sistemi 40 yıl etkileyecektir. Termik santralın
bakımı, revizyon ve onarımların muntazam
yapılması, özellikle yakılan kömürün kalitesine
çok dikkat edilmesi termik üretim maliyetlerinin
düşmesini sağlayacağı
düşünülebilir.
Bugün elektrik üretim
kapasitesinin yüzde 30'unu oluşturan doğalgaz
santrallarının kwh maliyeti hemen hemen bütünü
ile doğalgazın fiyatına bağlıdır. Doğalgazda
tamamen dışa bağlı olduğumuz dikkate alınırsa;
doğalgaz fiyatının uluslararası bir boyutunun,
bir de devlet politikası boyutunun olduğunu
söyleyebiliriz. Doğalgazın fiyatında yüzde
10'luk bir azalma üretim sisteminde kwh
maliyetini 0.18 sent kadar indirecektir. Ancak
yeni doğalgaz kaynaklarının tüketim
merkezlerinden uzaklaşması doğalgaz fiyatlarının
artacağına işaret etmektedir.
Elektrik
fiyatları içinde yer alan yüzde 3.5 TRT payı ve
Elektrik Fonu kesintisi ile elektrik
faturalarına eklenen yüzde 18 KDV ile konutlarda
yüzde 5, sanayide yüzde 1 olan belediye tüketim
vergisi mevcuttur. Bu vergi ve paylarının
kaldırılması veya indirilmesi elektrik
fiyatlarında ucuzluk sağlayacaktır. Bu, elektrik
fiyatlarının indirilmesinde en kolay yoldur. Ama
bu şekilde ortaya çıkacak vergi ve pay eksikliği
ülkenin içinde bulunduğu koşullar dolayısıyla,
başka yerlerde yapılan artışlarla
karşılanacaktır. İster elektrik üzerinden olsun,
ister başka yerden olsun sonuçta gene halk
ödeyecektir.
Son
söz
Elektriğin varlığı çağdaş bir
yaşam için önde gelen koşullardan birisidir.
Yüzyılımızda ekonomik ve toplumsal gelişme
konusunda önemli bir rolü
bulunmakladır.
Dünya genelinde elektrik
sektöründe meydana gelen değişiklikler son
yıllarda yeniden yapılandırma şeklinde kendisini
göstermektedir. Yeniden yapılandırma çalışmaları
sosyal ve teknik açıdan altyapısı müsait olmayan
ülkelerde, yasal ve rekabet ile ilgili reformlar
tam olarak başarılı olmak konusunda ciddi
engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Reformla
ile ilgili yasaları ve düzenlemeleri dış
güçlerin katkısı ile oluşturan Türkiye gibi
ülkelerde bu konudaki politikaları belirleyenler
söz konusu engeller karşısında ne yapacaklarını
bilmemektedirler.
Reformlar uzun süreye
de yayılsa başarılı olmak zorundadır. Ancak bu
süre zarfında bir kısım mağdurlar ortaya
çıkacaktır. Ülkemizde başarılı bir geçiş
programının ön koşullarından birisi, alt gelir
gruplarının mağduriyetini telafi edecek yolların
bulunmasıdır. Belki de en doğru yol, Elektrik
Piyasası Kanunu'nun uygulanmasının daha iyi
hazırlıklı olmak bakımından birkaç yıl
ertelenmesidir.
|
|
|
|