Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı DOSİDER'in düzenlemiş olduğu bu forumda sizlerle birlikte
olmanın gerçekten mutluluğunu yaşıyorum. İki-üç gün önce İstanbul'da
"Enerji Forumu"nda Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu, gerçekleri; açık,
şeffaf ve oradaki toplulukta bulunanların katılımlarını sağlamak amacı net
olarak vermeye çalıştım. Eğer biz siyasetçiler, bazı gerçekleri kamu
oyundan saklarsak ve sizlerle paylaşmazsak sizlerin katılımını sağlayarak
doğrularda buluşmazsak, hatta yaptığımız yanlışlıkları sizlerden öğrenerek
aynı yanlışı bir daha yapmamaya çalışmazsak görevimizi yerine getirmiş
olmayız. Bu nedenle bu tür toplantıların son derece yararlı olduğunu
düşünüyorum; bu tür toplantılarda fikirlerimizi paylaşarak ülke yararına
ortak bir paydada buluşabilmeliyiz. Çağımızda, girişimleri yaparken ve
kararlar alırken beraberliğin, birlikteliğin, katılımcılığın önemi
gerçekten büyüktür.
Dünyanın en önemli sorunu: Enerji Acil önlemler şart Şu anda ülkemizdeki 50 yıllık bir termik santral yüzde 94
kapasitede çalışıyor. Dünya standartlarına baktığımızda termik
santrallerin kapasite kullanım ortalaması yüzde 70'tir. 20, 30, 40, 50
yıllık santrallerin kapasite kullanım faktörlerinin yukarı çekebilmek için
yaptığımız bütün toplantılarda arkadaşlarımızdan daha fazla risk, daha
fazla başarı ve belki teknik olarak istenmeyecek bazı konularla ilgili
uygulamaları bakan olarak ben istedim. Bunu ülkem için, sizler için
istedim. Ekonomik olarak çok zor durumda olduğumuz ve belli bir program
çerçevesinde ekonomik kararların uygulandığı bu ortamda eğer elektrik
kısıntısı da yaşanırsa, zaten belli ekonomik zorluklar içersinde olan
sanayicilerimiz, üreticilerimiz doğal olarak çok daha zor durumda
kalacaklar. Bugün termik santrallerimizi mümkün olduğu kadar zorlayarak
üretim yapmalarını temin etmeye çalışıyoruz. Peki neden termik santraller,
hidrolik santraller değil? Biraz önce rakamları size söyledim; geçen yıl
hidroelektrik santrallerde 31 milyar kW/h enerji üretmişiz; bu yıl 21
milyar kW/h hedefledik. Ama bu hedefi tutturacağımızı zannetmiyorum.
Dolayısıyla 10 milyar kW/h sadece hidroelektrik santrallerden -arzu edilen
su gelmediği için- açığımız var; tüketimde yüzde 8'lik bir küçülme olduğu
halde var bu açık. Eğer ekonomik kriz olmasaydı ve tüketimde yüzde 8 gibi
büyüme olsa mecburen kısıtlamaya gitme zorunluluğu doğacaktı.
Geçmiş ile gelecek arasında köprü kurduğumuzda 2002
yılında biraz rahatlayacağımızı, 2003-2004 yıllarında talebi nispeten
karşılayabileceğimizi ama bugünden tedbir almazsak 2006 yılında mutlaka ve
mutlaka enerjide yine dar boğaza gireceğimizi düşünüyorum. "4628 Sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu"na göre kurulan "Enerji Kurulu" buna çözüm
bulabilmek için bugünden yatırımcıyı teşvik etmek, özellikle elektrik ve
enerjide gereken yatırımlar için yatırımcının önünü açmak durumunda. Şayet
yatırımcının önü açılmaz ve teşvik edilmezse, serbest piyasada rekabete
açık şekilde belli uygulamalarda eksiklikler yapılırsa gerek elektrikte,
gerek gazda önümüzün tıkanacağını açıklıkla ifade ediyorum.
Mavi Akım'la 16 milyar metreküp doğal gaz Doğal gaz konusunda, arz-talep içinde sanayiciye, yan
sanayiye ve imalat sektörümüze de görevler düşüyor. Karar organı tek
başına BOTAŞ değildir; BOTAŞ bünyesi içinde tüketicilerin, sanayicilerin
yerinin olduğunu, karşılıklı katılımlar neticesinde mutlaka birbirimize
yardımcı olarak en doğru kararı almamız gerektiğini, birlikte hareket
etmemiz gerektiğini açıkça vurgulamak istiyorum. Eğer biz siyasi otorite
olarak 16 milyar metreküp doğal gazı içeren Mavi Akım Projesi'ni yapmamış
olsaydık, bugün 57 ilimize vereceğimiz doğal gazla ilgili olarak sorunlar
yaşardık. Yetkililer, zamanında Gebze, İzmit, Adapazarı, Ankara doğal gaz
santrallerinin kurulması ile ilgili kararları almamış olsaydı gelecekte
büyük zorluklar yaşayabilirdik. Şu anda enerji kısıtlamasına gitmeyeceğiz.
Bütün imkanlarımız zorluyoruz. Ama eğer o santraller kısa sürede devreye
girmezlerse o zaman çok büyük sıkıntı çekeceğiz. Demek ki 6-7 milyar
metreküp doğal gaz kullanacak bu santraller için yeterli doğal gaz olmasa
diğer enerji faktörlerini kullanmak zorunda kalacağız. Bu nedenle
çevreci, ucuz, üretim mekanizması içinde devamlı kullanılabilir, tedbirler
alındığında tehlikesi olmayan doğal gazı, mümkün olduğu kadar şehirlere
yaymanın yararlı olduğunu düşünüyorum. Doğal gazı ne kadar ucuz
sunabilirsek o kadar fazla pazar oluşacaktır. Yeni çıkan "Doğal Gaz
Piyasası Kanunu" ile doğal gaz üretimi, dağıtımı, ithalatı, ihracatı
serbestleşecek; pazar içinde yeni yatırımcılar oluşacak. Dolayısıyla bu
yatırımcılar, yeni girişimciler belki de yastık altında tuttukları
dövizlerini, paralarını ülke ekonomisine katkıda bulunmak için
kullanacaklar. İşte o zaman Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak
bize büyük görevler düşüyor. Siz cihaz üreticilerinin ve sanayicilerin
ilgili konularda çıkan engelleri aşmanızda sizlere yardımcı olmak bizim
asli görevimiz, bundan hiçbir zaman şüpheniz olmasın.
Yerel yönetimlerin işlevi Hedef: 2004'te 57 il Böylece 2004 yılı itibarı ile 57 il merkezinde doğal gaz
kullanıma sunulmuş olacak.
Şirket-Şahıs-İhale İlişkisi Ben ikinci olarak şunu arz etmek istiyorum: Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve BOTAŞ Genel Müdürlüğü, yatırımlarına
arz-talep dengesini takip ederek devam etmelidir. Yani aldığımız doğal
gazı müşteriye ulaştırabilmek için her türlü tedbiri almak
mecburiyetindeyiz. Çünkü pazarı bulamadığımız takdirde yapılan
anlaşmalar gereği aldığımız gazı satamadan parasını ödemek durumunda
kalacağız. Ama bu duruma düşmemek için başta BOTAŞ Genel Müdürlüğü
olmak üzere bütün arkadaşlarım konuyla ilgili gereken girişimlerde
bulunuyorlar. "Doğal gazda mümkün olduğu kadar ucuz gaz verebilme
mücadelesinde olmamız lazım" demiştim. BOTAŞ Yönetim Kurulu tük ekonomik
olumsuzlara rağmen bir karar aldı: Aralık ayı için Bursa ve Eskişehir'de
yüzde 5 fiyat indirimi yapıyoruz. Ayrıca Aralık ayı için dağıtım
kuruluşlarına ve sanayi tarifesinden gaz alan oto prodüksiyon
kuruluşlarımız ile sanayi kullanıcıları için fiyat artışı yapmıyoruz.
Dolayısıyla BOTAŞ, doğal gaz kullanımını teşvik edebilmek için ekonomik
imkanlar çerçevesinde elinden geleni yapıyor ve yapacak.
Ben bu forumun son derece yararlı olacağına inanıyorum.
Her türlü derdinizi, isteğinizi ve arzunuzu açık ve net bir şekilde lütfen
bize iletin. Tekrar ediyorum biz açığız, şeffafız ve katılımı istiyoruz.
Açıklıkla şeffaflık ayrı şeylerdir. Bir örnek vermem gerekirse, siz
muhasebenizde şeffaf olabilirsiniz, "muhasebem şeffaftır" dersiniz, ben
muhasebenize bakarım; ama bu açıklık demek değildir. Kârınızı, zararınızı,
aktifinizi, pasifinizi açıkladığınız zaman açık olursunuz. Biz Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak hem açığız, hem şeffafız hem de sizlerin
katılımını arzu ediyoruz. Sizlerin katılımı ile alacağımız her kararın
daha doğru, daha isabetli, daha yararlı olacağına inanıyoruz. Gelin
görüşelim, yanlışımız varsa düzeltelim, doğruyu bulalım. Hepinize içten
sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.
|
<<<<< Geri <<<<<