İSO Sanayi Kongresi’ne Katılım (Devamı)
10 Aralık 2002

11 Aralık’ta yapılan dördüncü oturum Tınaz Titiz başkanlığında ve “Kurumsal Rekabet Gücü İçin Yönetim Stratejileri” başlığında gerçekleşti. Agah Uğur (Borusan Holding), Ethem Sancak (Hedef Holding) ve Çetin Nuhoğlu (KalDer) sırasıyla “Şirketlerde Misyon, Vizyon ve Strateji”, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma” ve “Entellektüel Sermaye” konulu sunumlar yaptılar. Oturumun geri kalan bölümünde ise İSO-KATEK (Kalite ve Teknoloji İhtisas Kurulu) tarafından bu yılın Mayıs ayında başlatılan ve pilot olarak 4 firmaya uygulanan “İSO-KATEK KOBİ Yönetim Yaklaşımı” hakkında bilgi verildi ve söz konusu 4 firma deneyimlerini aktardı.

Beşinci oturumda Halil Sezer (Sezer Tekstil), Can Baydarol (Türkiye Avrupa Vakfı), Arif Esin (Türk Eximbank) ve Umut Oran (TGSD) “AB’ye Üyeliğin Türk Sanayisine Etkileri” ana başlığında AB’ye üyelik sürecinde fırsatlar ve tehditler, GB ve tarife-dışı engeller, anti-damping uygulamalarına karşı alınabilecek önlemler konularında bilgi verdiler. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Haluk Kabaalioğlu başkanlığındaki oturumda, AB karar süreçlerinde yer almamıza rağmen üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalara taraf olmamızın getirdiği sakıncalar ve GB’den kaynaklanan haklarımızı yeterince kullanamadığımız vurgulandı. AB’ye üyeliğin tekstil sektörü için hem fırsatlar hem de tehditler listesinde olduğu belirtilirken, Çin ve İtalya’nın en önemli rakipler olduğu kaydedildi. Ayrıca 2005 yılında DTÖ’nün uygulayacağı yeni kararların rekabeti daha da artıracağı hatırlatıldı.

Öğle yemeğinin ardından Türkiye’nin rekabet gücüne ilişkin iki önemli araştırmanın sonuçları sunuldu. Bu çalışmalardan biri, İSO’nun “İmalat Sanayiinin Uluslararası Rekabet Gücü – AB ve Diğer Ülkelerle Karşılaştırma” başlıklı araştırması idi. En büyük 1000 sanayi şirketine gönderilen ve şirketlerin kendilerini rekabet gücü açısından değerlendirmelerine ilişkin sorular içeren bir anketin sonuçlarını içeren çalışmayı, hazırlanmasında da görev almış olan İSO Danışmanı Ruhi Gürdal sundu. Sunulan ikinci çalışma ise, Mc Kinsey’nin 11 sektörde faaliyet gösteren 500’ün üzerinde firma ile yaptığı mülakatlar ve genel sektör bilgileri ile ortaya çıkarılan ve Ocak ayında tamamı kamuoyuna açıklanacak olan “Türkiye’nin Büyümesinin Önündeki Engeller” başlıklı çalışmasının ön bulguları idi.

Kapanış oturumunun başlığı “Sürdürülebilir Uluslararası Rekabet Gücü İçin Türk Sanayi Stratejisi” idi. Hüsamettin Kavi başkanlığındaki oturumda Dani Rodrik, Tuncay Özilhan, Bülent Eczacıbaşı ve Ali Coşkun birer konuşma yaptılar. Özilhan, Türkiye’nin rekabet gücü sıralamalarında gerilediğine ve yabancı sermayeden aldığı pay açısından da oldukça gerilerde olduğuna dikkat çekerek özellikle yabancı sermaye eksikliğinde en büyük etkenin siyasi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamı olduğunu kaydetti. Özilhan, sektörel kalkınma önceliklerini dikkate alan bir büyüme planının gerekliliğini vurgulayarak DPT’nin bu konuda yeni bir vizyonla daha etkin bir rol alması gerektiğini belirtti. Daha sonra söz alan Rodrik, rekabet gücünün şirketler için söz konusu olan bir kavram olduğunu, ülkeler için önemli olanın verimlilik olduğunu vurguladı. Türkiye’nin hangi sanayilerde ihtisaslaşacağını belirlemesi gerektiğini belirten Rodrik, bunu devletin değil piyasanın belirleyeceğini, devletin piyasa denetliyicisi rolünü üstleneceğini kaydetti. Eczacıbaşı makro çerçevenin önemine değinerek devlet-toplum işbirliği olmaksızın başarılı olan bir ülke olmadığını kaydetti. Gelişmenin tümüyle küreselleşme ve liberalleşme süreçlerine bırakılamayacağını, planlamanın gerekliliğine inandığını belirten Eczacıbaşı AB’ye er ya da geç katılacak olmamızın da bizi farklı bir konuma getirdiğini ifade etti. Yeni bir eğitim atılımının öncelikli olması gerektiğini de vurgulayan Eczacıbaşı lokomotif sektörlere yardım kavramının da bugün değiştiğini, bugün için en önemli desteğin AR-GE ortamı yaratılması olacağını belirtti. Sözlerine Kongre’nin kendilerine ışık tutacağını belirterek başlayan Ali Coşkun rekabet gücü açısından teknolojinin önemine değindi. Coşkun aynı gün gerçekleşen Enerji Forumu'na da atıfta bulunarak şu anda hissedilmemekle birlikte kapasite kullanım oranları arttığında ortaya çıkabilecek enerji sıkıntısının ve halihazırda oldukça yüksek olan enerji maliyetlerinin de sanayinin önemli bir sorunu olduğunu kaydetti. Coşkun vergi reformu ve iş kanunu alanlarında çalıştıklarını; üniversite-sanayi işbirliği, teknoparklar, KOBİ ve emtia borsaları ile vadeli piyasalar konularında projeleri olduğunu; OSB ve NSB’ler konularında da adımlar atıldığını, önümüzdeki günlerde bu konularda müjdeli haberler vereceklerini kaydetti. Konuşmacıların ortak olarak vurguladığı bir nokta olan DPT’nin yeni bir vizyonla fonksiyonunun değiştirilerek strateji üreten bir işlev kazandırılması konusunda Ali Coşkun da DPT ile DİE’yi birleştirerek stratejik bir merkeze dönüştürme projelerinin bulunduğunu belirtti.

Oturumu kapatırken kısa bir konuşma yapan Kavi zihinsel değişimin, teknoloji üretmenin, eğitimin, işbirliğinin ve marka yaratmanın önemine değindi. McKinsey çalışmasının ortaya koyduğu kayıtdışılığın, verimliliği ve dolayısı ile rekabet gücünü yok eden etkisine de dikkat eden Kavi, kayıtdışılığı varolabilmenin bir yolu olarak görmek yerine üstesinden gelmek gerektiğini belirtti. Oturumun sonunda Dani Rodrik’e bir plaket takdim edildi.

Kapanış konuşmasında Tanıl Küçük, Türk sanayiinin gelişme gereğinin yanında gelmiş olduğu noktanın önemine değindi ve sahip olduğu birikimiyle ve önündeki fırsatlarla bir köşebaşında olduğunu vurguladı. Küçük, hazırlığı ve fırsatları birleştirebilmekle önemli şanslar yakalanabileceğine dikkat çekti.

Kongre, İstanbul Sanayi Odası’na kuruluşundan bu yana 50 yıldır üye olan 32 firmaya plaketlerinin verildiği kokteyl ile son buldu.

(Serpil Işıldar)