|
11 Aralık’ta yapılan dördüncü oturum
Tınaz Titiz başkanlığında ve “Kurumsal Rekabet Gücü İçin
Yönetim Stratejileri” başlığında gerçekleşti. Agah Uğur
(Borusan Holding), Ethem Sancak (Hedef Holding) ve Çetin
Nuhoğlu (KalDer) sırasıyla “Şirketlerde Misyon, Vizyon
ve Strateji”, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma” ve
“Entellektüel Sermaye” konulu sunumlar yaptılar.
Oturumun geri kalan bölümünde ise İSO-KATEK (Kalite ve
Teknoloji İhtisas Kurulu) tarafından bu yılın Mayıs
ayında başlatılan ve pilot olarak 4 firmaya uygulanan
“İSO-KATEK KOBİ Yönetim Yaklaşımı” hakkında bilgi
verildi ve söz konusu 4 firma deneyimlerini aktardı.
Beşinci oturumda Halil Sezer (Sezer Tekstil),
Can Baydarol (Türkiye Avrupa Vakfı), Arif Esin (Türk
Eximbank) ve Umut Oran (TGSD) “AB’ye Üyeliğin Türk
Sanayisine Etkileri” ana başlığında AB’ye üyelik
sürecinde fırsatlar ve tehditler, GB ve tarife-dışı
engeller, anti-damping uygulamalarına karşı alınabilecek
önlemler konularında bilgi verdiler. Yeditepe
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Haluk Kabaalioğlu
başkanlığındaki oturumda, AB karar süreçlerinde yer
almamıza rağmen üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalara
taraf olmamızın getirdiği sakıncalar ve GB’den
kaynaklanan haklarımızı yeterince kullanamadığımız
vurgulandı. AB’ye üyeliğin tekstil sektörü için hem
fırsatlar hem de tehditler listesinde olduğu
belirtilirken, Çin ve İtalya’nın en önemli rakipler
olduğu kaydedildi. Ayrıca 2005 yılında DTÖ’nün
uygulayacağı yeni kararların rekabeti daha da artıracağı
hatırlatıldı.
Öğle yemeğinin ardından
Türkiye’nin rekabet gücüne ilişkin iki önemli
araştırmanın sonuçları sunuldu. Bu çalışmalardan biri,
İSO’nun “İmalat Sanayiinin Uluslararası Rekabet Gücü –
AB ve Diğer Ülkelerle Karşılaştırma” başlıklı
araştırması idi. En büyük 1000 sanayi şirketine
gönderilen ve şirketlerin kendilerini rekabet gücü
açısından değerlendirmelerine ilişkin sorular içeren bir
anketin sonuçlarını içeren çalışmayı, hazırlanmasında da
görev almış olan İSO Danışmanı Ruhi Gürdal sundu.
Sunulan ikinci çalışma ise, Mc Kinsey’nin 11 sektörde
faaliyet gösteren 500’ün üzerinde firma ile yaptığı
mülakatlar ve genel sektör bilgileri ile ortaya
çıkarılan ve Ocak ayında tamamı kamuoyuna açıklanacak
olan “Türkiye’nin Büyümesinin Önündeki Engeller”
başlıklı çalışmasının ön bulguları idi.
Kapanış oturumunun başlığı “Sürdürülebilir Uluslararası
Rekabet Gücü İçin Türk Sanayi Stratejisi” idi.
Hüsamettin Kavi başkanlığındaki oturumda Dani Rodrik,
Tuncay Özilhan, Bülent Eczacıbaşı ve Ali Coşkun birer
konuşma yaptılar. Özilhan, Türkiye’nin rekabet
gücü sıralamalarında gerilediğine ve yabancı sermayeden
aldığı pay açısından da oldukça gerilerde olduğuna dikkat
çekerek özellikle yabancı sermaye eksikliğinde en büyük
etkenin siyasi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamı
olduğunu kaydetti. Özilhan, sektörel kalkınma önceliklerini
dikkate alan bir büyüme planının gerekliliğini vurgulayarak
DPT’nin bu konuda yeni bir vizyonla daha etkin
bir rol alması gerektiğini belirtti. Daha sonra söz
alan Rodrik, rekabet gücünün şirketler için söz konusu
olan bir kavram olduğunu, ülkeler için önemli olanın
verimlilik olduğunu vurguladı. Türkiye’nin hangi
sanayilerde ihtisaslaşacağını belirlemesi gerektiğini
belirten Rodrik, bunu devletin değil piyasanın belirleyeceğini,
devletin piyasa denetliyicisi rolünü üstleneceğini kaydetti.
Eczacıbaşı makro çerçevenin önemine değinerek devlet-toplum
işbirliği olmaksızın başarılı olan bir ülke olmadığını
kaydetti. Gelişmenin tümüyle küreselleşme ve liberalleşme
süreçlerine bırakılamayacağını, planlamanın gerekliliğine
inandığını belirten Eczacıbaşı AB’ye er ya da
geç katılacak olmamızın da bizi farklı bir konuma getirdiğini
ifade etti. Yeni bir eğitim atılımının öncelikli olması
gerektiğini de vurgulayan Eczacıbaşı lokomotif sektörlere
yardım kavramının da bugün değiştiğini, bugün için en
önemli desteğin AR-GE ortamı yaratılması olacağını belirtti.
Sözlerine Kongre’nin kendilerine ışık tutacağını
belirterek başlayan Ali Coşkun rekabet gücü açısından
teknolojinin önemine değindi. Coşkun
aynı gün gerçekleşen Enerji Forumu'na da atıfta
bulunarak şu anda hissedilmemekle birlikte kapasite
kullanım oranları arttığında ortaya çıkabilecek enerji
sıkıntısının ve halihazırda oldukça yüksek olan enerji
maliyetlerinin de sanayinin önemli bir sorunu olduğunu
kaydetti. Coşkun vergi reformu ve iş kanunu
alanlarında çalıştıklarını; üniversite-sanayi işbirliği,
teknoparklar, KOBİ ve emtia borsaları ile vadeli piyasalar
konularında projeleri olduğunu; OSB ve NSB’ler
konularında da adımlar atıldığını, önümüzdeki günlerde
bu konularda müjdeli haberler vereceklerini kaydetti.
Konuşmacıların ortak olarak vurguladığı bir nokta olan
DPT’nin yeni bir vizyonla fonksiyonunun değiştirilerek
strateji üreten bir işlev kazandırılması konusunda Ali
Coşkun da DPT ile DİE’yi birleştirerek stratejik
bir merkeze dönüştürme projelerinin bulunduğunu belirtti.
Oturumu
kapatırken kısa bir konuşma yapan Kavi zihinsel
değişimin, teknoloji üretmenin, eğitimin, işbirliğinin
ve marka yaratmanın önemine değindi. McKinsey
çalışmasının ortaya koyduğu kayıtdışılığın, verimliliği
ve dolayısı ile rekabet gücünü yok eden etkisine de
dikkat eden Kavi, kayıtdışılığı varolabilmenin bir yolu
olarak görmek yerine üstesinden gelmek gerektiğini
belirtti. Oturumun sonunda Dani Rodrik’e bir plaket
takdim edildi.
Kapanış konuşmasında Tanıl Küçük,
Türk sanayiinin gelişme gereğinin yanında gelmiş olduğu
noktanın önemine değindi ve sahip olduğu birikimiyle ve
önündeki fırsatlarla bir köşebaşında olduğunu vurguladı.
Küçük, hazırlığı ve fırsatları birleştirebilmekle önemli
şanslar yakalanabileceğine dikkat çekti.
Kongre,
İstanbul Sanayi Odası’na kuruluşundan bu yana 50 yıldır
üye olan 32 firmaya plaketlerinin verildiği kokteyl ile
son buldu.
(Serpil
Işıldar) |